Hırsızlık suçundan sanık ...’in 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 493/1-son, 522, 55/3 ve 59. maddeleri gereğince 4 yıl 8 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair BAKIRKÖY 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/02/1992 tarihli ve 1991/1059 esas, 1992/118 sayılı kararının infazı sırasında, Cumhuriyet Savcılığınca 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu açısından değerlendirme yapılarak uyarlama kararı verilmesi talebi üzerine, hükümlünün 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-d, 55/3 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Bakırköy 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/11/2015 tarihli ve 1991/1059 esas, 1992/118 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 19/01/2018 gün ve 11669-2017-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.01.2018 gün ve 2018/6911 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162 esas, 2005/173 sayılı ilâmına nazaran, lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa ya da cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden, hükümlü hakkında sadece nitelikli hırsızlık suçu yönünden değerlendirme yapılarak konut dokunulmazlığını ihlâl ve mala zarar verme suçları yönünden değerlendirme yapılmadan ayrı ayrı evrak üzerinden karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1- 5252 sayılı Kanun'un 9/1. maddesi, 01.06.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak 5237 sayılı TCK'nın lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceğini öngörmüşse de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 gün ve 162/173 sayılı kararında açıklandığı gibi lehe olan yasanın belirlenmesi herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa veya cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin hükümlerin uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılması,
2- 5237 sayılı TCK'nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK'nın 493. maddesinde tanımlanan suçun unsurlarının farklı olması nedeniyle, müştekiye ait işyerinin kepenk kilitlerini kesmek suretiyle girilerek gerçekleştirilen eylemin, 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b maddesi kapsamındaki hırsızlık suçunun yanı sıra aynı Kanun’un 116/2, 119/1-c maddelerine uyan iş yeri dokunulmazlığını bozma ve suç tarihi itibariyle soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı bulunan mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu, ancak müştekinin şikâyetinden vazgeçmesi nedeniyle mala zarar verme suçundan mahkûmiyete karar verilemeyeceği gözetilerek, 5237 sayılı TCK'nın 7. ve 5252 sayılı Kanun’un 9. maddeleri dikkate alınmak suretiyle, suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 765 sayılı Kanun’un 493/1-son, 522, 55/3 ve 59. maddeleri ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b, 116/2, 119/1-c ve 31/3. maddelerinin, bu arada 08.07.2005 tarihinden önce işlenen suçlarda 31/3. fıkranın 5377 sayılı Kanun ile değişmeden önceki haline göre indirim oranının 1/2 olarak daha lehe olduğu da nazara alınarak olaya ayrı ayrı uygulanması, her iki yasaya göre verilecek cezaların, denetime olanak sağlayacak şekilde ayrı ayrı saptanıp, sonuç cezaların karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik kovuşturma ile denetime olanak vermeyecek şekilde hüküm kurulması nedeniyle kanun yararına bozma istemleri yerinde görüldüğünden, (BAKIRKÖY) 3. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 06.11.2015 gün ve 1991/1059 E., 1992/118 K. sayılı kararın 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 28.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.