MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıklar ... ve ...’ın SEGBİS ile yüzlerine tefhim edilen kararın yasa yolu bildiriminde, “kararın tefhiminden / tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde” temyiz edilebileceğinin belirtilmesi suretiyle sanıkların yanıltılması karşısında, sanıklar ... ve ...’ın temyiz istemlerinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
I- Suça sürüklenen çocuk ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
15-18 yaş grubunda olan suça sürüklenen çocuğun cezasından indirim yapılırken uygulama maddesinin 5237 sayılı TCK'nın 31/3. maddesi yerine aynı Kanun'un 31/2. maddesi olarak gösterilmesi, ancak suça sürüklenen çocuğun cezasından indirimin ise, doğru bir şekilde 1/3 olarak yapılması karşısında, bu durum mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası olarak görülmüş; cezadan indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebeplere ilişkin 5237 sayılı TCK'nın 168. maddesinin, yaş küçüklüğü nedeniyle cezadan indirim yapılmasına ilişkin aynı Kanunun 31/3. maddesinden sonra uygulanması gerektiğinin gözetilmeyerek 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesine aykırı davranılması, sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Bozma üzerine yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hâkimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA,
II- Sanıklar ..., ... ve ... hakkında kurulan hükümlere ilişkin temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin 1. fıkrasındaki hak yoksunluklarının uygulanması hususunda bir karar verilmemiş ise de, 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş; dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- İddianame ile sanıklar hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı TCK'nın 141/1. maddesinin uygulanması talebiyle kamu davası açılması karşısında, sanıklar hakkında aynı Kanun'un 142/1-b. maddesinin uygulanabilmesi için, ek savunma hakkı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 226. maddesine aykırı davranılması,
2- Sanıkların kovuşturmada alınan savunmalarında, müştekinin zararını gidermeyi kabul etmeleri ve müştekinin bozmadan önce 11/07/2014 tarihli duruşmada, suça sürüklenen çocuk ...’in kısmi ödemede bulunması üzerine, zararının giderilmiş saydığını beyan etmesi, bozmadan sonra keşif sırasında alınan ifadesinde de zararının giderildiğini beyan etmesi karşısında, sanıklar hakkında TCK’nın 168/2. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, yerinde görülmeyen gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi,
3- Dairemizin 16/05/2018 tarihli bozma ilamından önce verilen ve aleyhe temyiz edilmeyen 11/07/2014 tarihli kararda sanıklar hakkında hırsızlık suçundan sonuç olarak 4.200,00 TL adli para cezalarının verildiği ve bu cezaların 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesi uyarınca sanıklar lehine infaz bakımından kazanılmış hak teşkil ettiği gözetilmeden, bozma üzerine verilen 26/02/2019 tarihli kararda, sanıklar hakkında hırsızlık suçundan sonuç olarak 1 yıl 2 ay hapis cezalarına hükmedilmesi suretiyle CMUK'nın 326/son. maddesine muhalefet edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının ve sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 26/02/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.