MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığını bozma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık ...’in 16.11.2015 tarihli dilekçesindeki anlatımından temyiz başvurusu ile birlikte eski hale getirme isteminde de bulunduğunun anlaşılmasına ve eski hale getirme isteği hakkındaki karar verme yetkisinin, CMK'nın 42/1. maddesi uyarınca Yargıtay'ın ilgili dairesine ait olmasına göre, mahkemenin 03.12.2015 tarihli, 2013/613 Esas 2015/380 Karar sayılı sanık ... hakkındaki ek kararının yok hükmünde bulunduğu, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinin, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması gerekirken, sanık ...'in yokluğunda verilen 30/04/2015 tarihli kararın doğrudan MERNİS adresi ile aynı olan bilinen en son adresine Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebliğe çıkarıldığı ve yapılan tebliğ işleminin geçerisiz olduğu anlaşılmakla sanık ...'in eski hale getirme isteminin öğrenme üzerine süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA, 09.03.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.