MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Osmaneli Asliye Ceza Mahkemesinin 15/09/2011 gün ve 2011/60 E. - 2011/114 K. sayılı kararı ile sanık hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği, kararın 18/10/2011 tarihinde kesinleşmesinin ardından, sanığın denetim süresi içinde 17/12/2011 tarihinde hırsızlık suçunu işlediği ve bu suçtan yapılan kovuşturma sonucunda Bilecik Asliye Ceza Mahkemesinin 22/11/2012 gün ve 2012/165 E. - 2012/582 K. sayılı kararı ile TCK’nın 141/1, 35, 62/1, 50/1-a, 52/2. maddeleri gereğince 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın açıklanması için ihbarda bulunulması nedeniyle önceki hükmün açıklandığı anlaşılmakla;
Hükmün açıklanmasına esas alınan mahkumiyetin "gündüzleyin açıktan hırsızlık” suçuna ilişkin olup, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ile uzlaştırma hükümlerinin yeniden düzenlendiği ve TCK'nın 141/1. maddesinde düzenlenen suçun uzlaşma kapsamına alındığı nazara alınarak, öncelikle hükmün açıklanmasına esas alınan bu ilam sebebiyle uyarlama yargılaması yapılarak uzlaştırma işlemi yapılıp, sonucuna göre sanık hakkındaki hükmün açıklanıp açıklanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre de;
2- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141, CMK'nın 34/1., 230. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması ve Yargıtay'ın bu işlevini yerine getirmesi için gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesinin belirtilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hükmün neden açıklandığına ilişkin gerekçeyle yetinilip yazılı şekilde gerekçesiz hüküm kurulması,
3- Sanığın üzerine atılı suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçu için TCK'nın 165/1. maddesinde, altı aydan üç yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adli para cezası yaptırımlarının her ikisininde birlikte öngörüldüğü, Kanunda hapisle birlikte öngörülen adli para cezasının gün sayısının alt sınırının gösterilmediği hallerde aynı Kanun'un 52/1. maddesi gereğince alt sınırın beş gün olduğu; somut olayda sanık hakkında yüklenen suçtan dolayı temel ceza alt sınırdan takdir edilmesine karşın, adli para cezasının gün sayısının 5 gün yerine, 180 gün olarak belirlenmesi suretiyle çelişki oluşturulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 25/09/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.