MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan mahkumiyet hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin aleyhe olduğu ve Dairemizin 05.12.2019 tarihli eksiklik talebi yazısı uyarınca , sanık ...'ın yokluğunda verilen kararın sanığa tebliğinin usulüne uygun olmadığı anlaşıldığından gerekçeli kararın sanık ...'a usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi gerektiği hususu mahkemesine bildirildiği ve mahkemece gerekçeli kararın sanık ...'a usulüne uygun olarak 24.01.2020 tarinde tebliğ edildiği ve ...'ın hakkında hırsızlık suçundan kurulan mahkumiyet hükmünü temyiz etmediği belirlenerek yapılan incelemede;
5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Ekiplerce yapılan çalışmalar sonucu şikayetçiye ait cep telefonunu çalan şahıslardan birinin sanık ... olduğunun tespiti üzerine yakalanan sanığın kolluk görevlilerince yapılan şifai görüşmede; şikayetçiden telefonu aldığını ve Cumhuriyet Mahallesi Saip Sokak üzerinde cep telefonculuk yapan ... isimli şahsa 20 TL karşılığında sattığını söylemesi üzerine ...’in suça konu telefonu kolluk görevlilerine teslim etmesi suretiyle suça konu cep telefonunun şikayetçiye iadesi sağlanmış ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.03.2013 gün ve 2012/6-1232 Esas - 2013/106 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 763. maddesi uyarınca suça konu eşyayı bir üçüncü kişiye satmak suretiyle zilyetliği devreden sanığın, satıştan elde ettiği menfaati iade etmeden üzerinde tasarruf yetkisi bulunmayan eşyayı sattığı yeri göstermesi, etkin pişmanlık olarak değerlendirilemeyeceği gibi, eşyanın satın alınan kişiden alınarak şikayetçiye iade edilmiş olması durumunun da 5237 sayılı TCK'nın 168. maddesi kapsamında sanık tarafından gerçekleştirilmiş bir iade veya tazmin olarak kabulünün mümkün olmaması nedeniyle, sanık ... hakkında koşulları bulunmayan 5237 sayılı TCK'nın 168/1. maddesindeki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
2- Şikayetçinin soruşturma aşamasında kolluktaki ifadesinde; saat 19.30 sıralarında kendisine ait olan suça konu telefonu sanığa konuşması için verdiğini ve sanığında telefonu alarak kaçtığını belirttiği ve yaz saati uygulaması da dikkate alınarak UYAP'tan alınan çizelgeye göre gece vaktinin saat 18.43 'de başladığının anlaşılması karşısında; eyleminin gece gerçekleştirildiğinin kabulü gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında hırsızlık suçundan hükmolunan cezada TCK'nın 143.maddesi gereğince artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
3- 26.10.2011 tarihli Teşhis, Taktir Kıymet ve Teslim Tutanağında suça konu suça telefonunun değerinin 20-25 TL olduğunun belirtilmesi karşısında; hırsızlık konusunu oluşturan malın değerinin az olması nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 145. maddesinin uygulanmasının gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
Sanık hakkında hırsızlık suçundan TCK'nın 141/1,168/1. maddeleri uyarınca belirlenen 4 ay hapis cezasından aynı Kanun'un 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılırken, 3 ay 10 gün yerine hesap hatası sonucu 3 ay hapis cezasına hükmolunarak eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 24/02/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi