MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mahkemece hangi ilamın tekerrüre esas alındığı karar yerinde belirtilmemiş ise de; 5275 sayılı Kanun’un 108/2. maddesinde yer alan “tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınacak cezanın en ağırından fazla olamaz” hükmü uyarınca önceki hükümlülüklerinden en ağırının tekerrüre esas alınması gerektiği, yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22/01/2013 tarih ve 2012/6-1431 esas, 2013/18 karar sayılı kararında da kabul edildiği gibi, sanığın mükerrir olduğunun belirtilmesinin yeterli olduğu, hükümde tekerrüre esas alınan ilamın gösterilmesine gerek bulunmadığı, bu durumun infaz aşamasında gözetilebileceği hususu gözönüne alındığında sanığın mükerrirliğine esas alınan ilamın gösterilmemesi bozma nedeni yapılmamış; TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, dosya kapsamına göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.Ancak;
29.12.2014 tarihli kolluk tutanakları, müşteki beyanları ve dosya kapsamına göre; plakasız şekilde seyir halinde olan suça konu aracın şüphe üzerine yakalanması ile yapılan incelemede; araca zarar verilmiş olduğu ve aracın plakaları ile araçta kurulu bulunan CD çalar, kablo sistemi, anfi, audi mak ve bas hoporlorün araçtan sökülmüş vaziyette bulunduğu tespit edildikten sonra aracın müştekiye bulunduğu hali ile teslim edildiğinin ve müştekinin kovuşturma evresindeki 28.01.2015 tarihli celsedeki beyanları ile teslim edilen aracın üzerindeki hasara ve çalıntı eşyalara ilişkin maddi zararının giderildiğinin ve bu sebeplerle iadenin kısmi nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında; müştekiye etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rıza gösterip göstermediği sorulduktan sonra sonucuna göre kısmi iadeyi sağlayan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 168/2-4 maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 31.10.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy