Muhafaza görevini kötüye kullanmak suçundan hükümlü ...'in, 5237 sayılı TCK'nın 289/1, ve 52. maddeleri gereğince 3 ay hapis ve 100 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine dair İSTANBUL ANADOLU 11. Sulh Ceza Mahkemesinin 20/03/2014 gün ve 2013/306 Esas, 2014/230 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 02/12/2014 gün ve 94660652-105-34-9122-2014/21570/72245 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04/02/2021 gün ve 2020/113074 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dava evrakı kapsamına göre;
1-Yedieminlik kurumunun yediemine yalnızca kendisine teslim edilen eşyayı saklama ve iade etme mükellefiyeti yüklediği, işbu davada hükümlü ...'in kendisine teslim edilen eşya üzerinde amacı dışında tasarrufta bulunmadığı, el konularak hükümlüye teslim edilen eşyanın halen hükümlünün uhdesinde bulunduğu, hükümlünün eyleminin el konulan eşyayı teslim etmesi yönünde kendisine yapılan tebligata uymamaktan ibaret olduğu, bu şekilde tezahür eden eylemin TCK'nın 289/1. maddesinde tanımlanan suçu oluşturmayacağı, zira yedieminin eşyayı istenilen yere götürmek mükellefiyetinin bulunmadığının gözetilmemesinde ve buna göre unsurları itibariyle oluşmamasına rağmen atılı suçtan mahkumiyet kararı verilmesinde,
2-Suça konu eşya hükümlüye ait olmasına ve tamamının kovuşturma başlamadan 24/04/2013 tarihinde hükümlü tarafından iade edilmiş olmasına rağmen TCK'nın 289/1-son cümle ve 289/2. maddeleri gereğince yapılması gereken indirimin yapılmaması suretiyle fazla ceza tayin edilmesinde,
3-Hükümlü tarafından suça konu eşyanın eksiksiz iade edilmiş olması sebebiyle, oluşmuş bir zarar bulunmadığına göre engel bir sabıkası bulunmayan hükümlü hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde yasal engel bulunmaz iken zararın giderilmediği gerekçesi ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Yedieminlik kurumunun yediemine yalnızca kendisine teslim edilen eşyayı saklama ve iade etme yükümlülüğü yüklediği, somut olayda sanık ...’in kendisine teslim edilen eşya üzerinde amacı dışında tasarrufta bulunmadığı, el konularak sanığa teslim edilen eşyanın halen sanığın uhdesinde bulunduğu, sanığın eyleminin el konulan eşyayı teslim etmesi yönünde kendisine yapılan tebligata uymamaktan ibaret olduğu, yalnızca el konulan eşyaların teslim edilmesi yönündeki tebligata uymamak şeklindeki eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 289/1. maddesinde tanımlanan suçu oluşturmayacağı, zira yedieminin eşyayı istenilen yere götürmek yükümlülüğü bulunmadığı cihetle atılı suçun oluşmayacağı gözetilmeden yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle 1 no’lu kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (İSTANBUL ANADOLU-Kapatılan-) 11. Sulh Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 20.03.2014 tarihli ve 2013/306 Esas – 2014/230 Karar sayılı kararın 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (d) bendinin verdiği yetkiyle, unsurları oluşmayan muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan sanık ...’in BERAATİNE, tayin olunan cezanın çektirilmemesine, verilen kararın niteliği itibariyle 2 ve 3 no’lu kanun yararına bozma istemleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 26/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.