Hırsızlık konut dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme ve suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçlarından sanıklar ..., ..., ... ve ... haklarında açılan davanın yapılan yargılama sonucunda aynı eyleme ilişkin olarak Diyarbakır 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/568 esas sayısı ile açılan bir davanın bulunduğundan bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/7. maddesi uyarınca davanın reddine dair Diyarbakır 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/06/2011 tarihli ve 2009/281 esas, 2011/445 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 29/12/2020 gün ve 4335-2020 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22/01/2021 gün ve 2021/4297 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Konut dokunulmazlığını ihlal etme, mala zarar verme, nitelikli hırsızlık ve suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçlarından sanıklar ..., ..., ... ve ... haklarında açılan davanın yapılan yargılama sonucunda aynı eyleme ilişkin olarak Diyarbakır 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/568 esas sayısı ile açılan bir davanın bulunduğundan bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/7. maddesi uyarınca davanın reddine dair Diyarbakır 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/06/2011 tarihli ve 2009/281 esas, 2011/445 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre; sanıklar haklarında 49 farklı hırsızlık suçu nedeni ile suç işlemek amacı ile örgüt kurmak, hırsızlık ve suç eşyasını satın almak suçlarından kamu davası açılmış olup, Diyarbakır 3. Asliye Ceza mahkemesinin 2010/568 esas sayısı ile açılan davanın Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 30/06/2010 tarihli ve 2009/10240 soruşturma, 2010/6812 esas, 2010/2448 sayılı iddianamesinde, "Olay 16" başlığı altında bahsedilerek, sanıklar ..., Yunus Alınak, Burhan Güvenç, ..., Gamze Bayramoğlu ve Rozelin Çiftçinin hırsızlık suçundan, sanıklar ... ve ...'ın suç eşyasını satın almak ve örgüt üyeliği suçundan
cezalandırılmalarının talep edildiği, Diyarbakır 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/281 esas sayısı ile açılan davanın Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 22/06/2009 tarihli ve 2009/12335 soruşturma, 2009/4541 esas, 2009/1892 sayılı iddianamesine konu dosyasında sanık ... ve bir kısım sanıklar hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve bu örgütün kapsamında pek çok hırsızlık suçundan cezalandırılmaları için kamu davası açıldığının bildirildiği ve bu dosyaya konu olayın bağlantılı olduğundan bahisle Diyarbakır 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/568 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesi talebinin belirtilen sanıkların savunmalarının alınamadığı, bir kısım şikayetçilerin adreslerinin tespit edilemediği ve dosyanın halen delil toplama aşamasında olduğu gerekçesiyle Diyarbakır 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/04/2011 tarihli ve 2010/568 esas sayılı kararı ile reddine karar verildiği,
Diyarbakır 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/568 esas sayılı dosyasının, Diyarbakır 13. Asliye Ceza Mahkemesine derdest dosya olarak aktarılıp, 2017/2 esas numarası aldığının anlaşıldığı gözetilerek yapılan incelemede, Diyarbakır 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/01/2020 tarihli ve 2017/2 esas sayılı kararında, Diyarbakır 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/06/2011 tarihli ve 2009/281 esas, 2011/445 sayılı dosyasında bahsi geçen sanıkların katılanlar ... ve ...'e yönelik konut dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme, hırsızlık ve suç eşyasının satın alınması eylemlerinin bulunmadığı ve bu eylemlerden dolayı karar verilmediğinin anlaşıldığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12/03/1990 tarihli ve 1990/8-3-70 sayılı, 09/10/2007 tarihli ve 2007/11-44-200 sayılı ve benzeri kararlarında da vurgulandığı üzere; iddianamede bir olayın açıklanması sırasında başka bir olaydan söz edilmesinin o olay hakkında dava açıldığını göstermeyeceği, bu durumda sanıklar hakkında açılan davanın mükerrer olmayıp farklı eylemleri içerdiği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/7. maddesinde öngörülen davanın reddi koşullarının gerçekleşmediği anlaşılmakla, Mahkemesince yargılamaya devam edilerek esas hakkında bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1-Dosya kapsamına göre, sanık ...’ın yokluğunda verilen Diyarbakır 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/06/2011 tarihli kararının sanığın duruşma adresine Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre tebligat yapıldığı ancak UYAP’tan yapılan incelemede sanığın tebligatın yapıldığı 06/07/2011
tarihinde Bakırköy/Metris Cezaevi’nde olması nedeniyle sanığa yapılan tebligatın usulsüz olduğu,
2-Katılanlar ... ve ...’in yokluğunda verilen Diyarbakır 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/06/2011 tarihli kararının katılanların duruşmada beyan ettikleri adreslerine 21/1. maddesi uyarınca tebligat yapıldığı, katılanların nerede olduklarının bilinmedikleri, keyfiyetin haber verilmesi için en yakın komşusuna veya varsa binanın yönetici veya kapıcısına bildirimde bulunulduğuna ilişkin (hangisine) ve isim verme ve/veya imzadan imtina etme hali varsa buna ilişkin şerhin tebligat parçasında yer almadığının anlaşılması karşısında, tebligatın usulsüz olduğu ve gerekçeli karar tebliği işlemi geçersiz olduğundan, hükmün usulüne uygun kesinleşmediği belirlenmekle; kesinleşmemiş kararlara karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağından, Diyarbakır 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/06/2011 tarihli kararının sanık ... ve katılanlar ... ve ...’e tebliğ edilip, usulüne uygun olarak kesinleştirildikten sonra yeniden kanun yararına bozma isteminde bulunulması mümkün olup, (DİYARBAKIR) 6. Asliye Ceza Mahkemesinin henüz kesinleşmeyen 13.06.2011 tarihli ve 2009/281 Esas, 2011/445 Karar sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 25/05/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.