Karşılıksız yararlanma suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 163/3 ve 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Samsun 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/11/2019 tarihli ve 2016/490 esas, 2019/1350 sayılı kararı ile aynı suçtan adı geçen sanığın 5237 sayılı Kanun’un 163/3 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Samsun 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/11/2017 tarihli ve 2016/463 esas, 2017/1603 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 09/12/2020 gün ve 13395-2020 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19/01/2021 gün ve 2021/2816 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Karşılıksız yararlanma suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 163/3 ve 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Samsun 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/11/2019 tarihli ve 2016/490 esas, 2019/1350 sayılı kararı ile aynı suçtan adı geçen sanığın 5237 sayılı Kanun’un 163/3 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Samsun 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/11/2017 tarihli ve 2016/463 esas, 2017/1603 sayılı kararını kapsayan dosyalar incelendi.
Dosya kapsamına göre, sanığın farklı tarihlerde elektrik kablosunu direkt bağlayarak sayacı devre dışı bırakmak suretiyle karşılıksız elektrik kullanması şeklinde gerçekleştirdiği eyleminden dolayı, Samsun 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/11/2017 tarihli ve 2016/463 esas, 2017/1603 sayılı kararı ile mahkûm edildiği, bu eylemin suç tarihinin 24/11/2015, iddianame tarihinin ise 24/02/2016 olduğu, anılan dosyanın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, yine aynı sanık hakkında Samsun 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/11/2019 tarihli ve 2016/490 esas, 2019/1350 sayılı kararı ile mahkûmiyetine hükmedildiği ve anılan dosyada suç tarihinin 08/02/2016, iddianame tarihinin ise 26/05/2016 olduğu, her iki suçun da 24/02/2016 tarihli ilk iddianamenin düzenlenme tarihinden önce işlendiği ve hukuki kesinti olmadığı, anılan iki dosyada da sanığın üzerine atılı eylemlerin aynı mahiyette olduğu ve suç tarihlerinin yakınlığı dikkate alınarak, bu eylemlerin bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlendiği anlaşıldığından, dosyaların birleştirilmesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Suça konu gerçek kullanım miktarını belirlemek amacıyla; kaçak elektrik tespit tutanağına konu yerde ne zamandan beri oturulduğunun, kaçak ya da usulsüz kullanımın ne zaman başladığının gerekirse komşu, mülk sahibi gibi tanıklara da sorulması, kolluk araştırması, MERNİS, sabit-cep telefonu abonelik ve adresleri gibi araştırmalar ile kesin olarak saptanması, sanık halen suça konu yerde, oturuyor ise; keşif yapılıp elektrikle çalıştırılan cihazlardan hareketle tespit edilecek kurulu güce veya tüketim ihtiyacına göre, oturmuyor ise; itilafsız aynı dönemdeki tüketim miktarına göre veya aynı yörede bulunan benzer kullanım yerlerine göre, suç tarihine kadar tüketilmesi gereken elektrik miktarının ve vergiler dahil cezasız usulsüz elektrik kullanım bedelinin tespitine yönelik yeterli içerik ve nitelikte bilirkişi raporu alınması ve kurum zararının soruşturma aşamasında ödenmesi halinde TCK'nun 168/5. fıkrası gereğince kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi gerekli olduğu, bu şekilde yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda her iki dosya için de normal tarifeye göre vergili ve cezasız gerçek zarar miktarı tespit edilip, sanığın bu miktarı şikâyetçi kuruma ödemesi halinde hakkında dava açılmayacağına dair bir bildirimde bulunulmadan hükümlülük kararı verilmesi hususu da belirlenmiş olup, bu yönden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 25/05/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy