Konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından sanık ...'ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 116/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının anılan Kanun'un 51. maddesi gereğince ertelenmesine dair Bakırköy 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/10/2007 tarihli ve 2006/818 esas, 2007/679 sayılı kararın aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 23/08/2021 gün ve 10085/2021 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29/09/2021 gün ve 2021/105570 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Anılan kararın kesinleşmesini müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde suç işlemesi sebebiyle yapılan ihbar üzerine, hapis cezasının aynen infazına ilişkin Bakırköy 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/02/2016 tarihli ve 2006/818 esas, 2007/679 sayılı ek kararının asıl hükmün bozulması halinde hukuki sonuç doğurmayacağı gözetilerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre, hükümden önce 19/12/2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun ile konut dokunulmazlığının ihlâli suçunun uzlaşma kapsamına alınması, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinin 3. fıkrasına, 5918 sayılı Kanun ile eklenen, "Uzlaşma kapsamında bulunan bir suçun, bu kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uzlaşma hükümlerinin uygulanmayacağına" ilişkin son cümlenin suç tarihi olan 21/11/2003 tarihinden sonra 09/07/2009 tarihinde yürürlüğe girmesi karşısında, Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 09/01/2019 tarihli ve 2018/7788 esas, 2019/920 sayılı kararındaki; ''İnceleme konusu somut olayda; sanık ...’in hırsızlık suçu ile birlikte işlediği işyeri dokunulmazlığını ihlal suçunun, suç tarihinin 5918 sayılı Yasa ile değişik CMK’nın 253/3-2. cümle hükmünün yürürlüğe girdiği 09/07/2009 tarihinden önce 22/01/2007 tarihi olması nedeniyle, uzlaştırma hükümleri uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden hüküm kurulmuştur. Bu itibarla, açıklanan nedenlerle itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken, ret kararı verilmesi hukuka aykırıdır...bozulmasına...'' hükmü de göz önüne alındığında, suç tarihi itibariyle uzlaşma kapsamında bulunan konut dokunulmazlığını ihlâl etme suçu yönünden, 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaştırma işlemleri yaptırılarak sonucuna göre sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre, sanık ...’ün mahkemenin 04/10/2007 tarihli mahkumiyet kararını 01/09/2020 tarihinde eski hale iade istemi ile temyiz ettiği, mahkemenin 02/09/2020 tarihli ek kararıyla infaz durdurma ve eski hale iade isteminin reddine karar verildiği, bu ek kararın sanığa 04/09/2020 tarihinde tebliğ edildiği ve sanığın 07/09/2020 tarihinde bu ek kararı da temyiz etmesi üzerine mahkemenin dosyayı temyiz incelemesi için Yargıtay’a göndermesi gerektiğinden mahkemenin kararının usulüne uygun kesinleşmemesi nedeniyle (BAKIRKÖY) 14. Asliye Ceza Mahkemesinin henüz kesinleşmeyen 04.10.2007 tarihli ve 2006/818 E., 2007/679 K. sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 09/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy