Basit yaralama suçundan sanık ...'ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2-3, 62/1. maddeleri uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Kuşadası 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/03/2019 tarihli ve 2019/43 Esas, 2019/311 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 30/11/2020 gün ve 16712-2020 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07/01/2021 gün ve 2020/108857 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Silahla basit yaralama ve konut dokunulmazlığını ihlal etme suçlarından sanık ...'ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2-3, 116/1-4, ve 62/1. (2 kez) maddeleri uyarınca 7 ay 15 gün hapis ve 10 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair Kuşadası 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/03/2019 tarihli ve 2019/43 Esas, 2019/311 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, sanığın müşteki ...'a yönelik fiilleri nedeniyle iddianame düzenlendiği, Kuşadası 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/03/2019 tarihli ilamında basit tehdit ve mala zarar verme suçlarından şikayet yokluğu nedeniyle düşme kararı verilerek, silahla basit yaralama ve konut dokunulmazlığını ihlal etme suçlarından mahkumiyet hükmü kurulduğu, silahla basit yaralama suçu yönünden verilen 7 ay 15 gün hapis cezasının istinaf edilmeden 16/04/2019 tarihinde kesinleştiği, Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından basit tehdit ve konut dokunulmazlığını ihlal etme suçları yönünden Kuşadası 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/03/2019 tarihli kararına karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 17/01/2020 tarihli ve 2019/1798 Esas, 2020/109 sayılı kararı ile "İddianamede dava konusu fiillerin TCK'nın 116/1, 86/2-3-e, 106/1, 151/1 maddelerinde tanımlanan suçları oluşturduğu şeklinde nitelendirme yapıldığı, Kuşadası 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/04/2018 tarihli görevsizlik kararında dava konusu fiillerin TCK'nın 109/1-2-3-5-6,110 maddelerinde tanımlanan suçu oluşturacağı şeklinde nitelendirme yapıldığı, CMK'nın 225 maddesi gereğince mahkeme iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil veya fail ile bağlı olup, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı olmadığı, bu sebeple iddianameye konu edilen ".... daha sonra ikametin yatak odasına götürdüğü, burada müştekiyi ellerinden kelepçelediği, bir süre sonra şüphelinin müştekinin ellerini çözdüğü ve evden ayrılarak gittiği...." fiillerin sanık tarafından işlendiğinin kabul edilip edilmediğinin, sanık tarafından işlendiği kabul edildiği takdirde iddianameye konu bu fiillerinin TCK'nın 109-110 maddelerinde tanımlanan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturup oluşturmadığının ve yine iddianamede konu edilen cebir ve tehdit fiillerinin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsuru ya da bağımsız suçlar oluşturup oluşturmadığı hususlarında herhangi bir değerlendirmenin yapılmadığı, iddianameye konu edilen ve sonuca etkili bir kısım fiiller değerlendirmeden hüküm verilmesinin CMK'nın 280. ve 289. maddeleri anlamında hukuka kesin aykırılık niteliğinde olması sebebiyle istinaf sebepleri de bu yönden yerinde görüldüğünden sanık hakkındaki basit tehdit ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarına ait iki HÜKMÜN BOZULMASINA, Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükümleri bozulan mahkemeye gönderilmesine" şeklinde belirtildiği üzere iddianamede dava konusu fiillerin TCK'nın 116/1, 86/2-3-e, 106/1, 151/1 maddelerinde tanımlanan suçları oluşturduğu şeklinde nitelendirme yapıldığı ancak Kuşadası 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/04/2018 tarihli görevsizlik kararında dava konusu fiillerin TCK'nın 109/1-2-3-5-6 ve 110. maddelerinde tanımlanan suçu oluşturacağının belirtildiği, iddianamede konu edilen cebir ve tehdit fiillerinin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsuru ya da bağımsız suçlar oluşturup oluşturmadığı hususlarında herhangi bir değerlendirmenin yapılmadığı, iddianameye konu edilen ve sonuca etkili bir kısım fiiller değerlendirmeden hüküm verilmesinin CMK'nın 280 ve 289. maddeleri anlamında hukuka kesin aykırılık niteliğinde olması sebebiyle sanık hakkındaki basit tehdit ve konut dokunulmazlığını ihlal etme suçlarına ait iki hükmün bozulduğu, istinaf edilmeden kesinleşen silahla basit yaralama eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 109. maddesinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun cebir unsurunu oluşturabileceği anlaşıldığından, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu bakımından sanığın hukuki durumu değerlendirilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan verilen Kuşadası 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/03/2019 tarihli kararı ile ilgili olarak nitelendirme gereği Yargıtay Kanunu'nun 14. maddesi ve Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun 23.02.2020 gün ve 2020/1 sayılı kararına göre, 07.01.2021 tarihli tebliğname tarihi itibariyle işin incelenmesi Yüksek 3. Ceza Dairesi'nin görevine girdiği, Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 03.11.2020 tarihli ve 245 sayılı kararıyla 3. Ceza Dairesinin kapatılarak dosyalarının Yüksek 1. Ceza Dairesine devredilmesi nedeniyle kanun yararına bozma yasa yoluna gelen kasten yaralama suçu ile ilgili mahkûmiyet hükmünü inceleme görevi 1. Ceza Dairesine ait olduğundan dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın Yüksek 1. Ceza Dairesine gönderilmesine, 27/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.