B O Z M A Ü Z E R İ N E
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2020/62 E., 2021/52 K.
SUÇ: Karşılıksız yararlanma
HÜKÜM: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 05.07.2017 tarihli, 2016/10542 Esas ve 2017/8954 Karar sayılı bozma kararına karşı yeniden yapılan yargılamada mahkemece Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilmesine rağmen; bozma nedenleri yerine getirilmeyerek hüküm kurulduğu, bu hususun Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25/10/2016 gün, 2015/783 Esas ve 2016/377 Karar sayılı kararı doğrultusunda yeni hüküm mahiyetinde olduğu anlaşılmakla dosyanın Dairemizce yapılan incelemesinde;
Bozma ilâmına uyulmasına rağmen, sanığın zaruret hâlinde olup olmadığı hususunun araştırılmadığı, keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmadığı, sanığa kurumun bildirdiği zararın ödenmesi için çıkartılan ihtaratlı davetiyenin tebliğ edilemeden iade olduğu, duruşmada ise sanığın yüzüne karşı yapılan bildirimin, ödeme halinde düşme kararı verileceği ihtarını içermemesi nedeniyle usulsüz olduğunun belirlenmesi karşısında;
1)Sanık hakkında; kuruma kayıtlı olan sayaca müdahale ederek ve bu haldeki sayaçtan geçirerek elektrik kullandığının kaçak elektrik tespit tutanağı ile tespiti karşısında sanığın konutunda kullandığı sayaca tüketim miktarın belirlenmesini engellemek amacıyla hangi yöntemlerin, bu amaçla hangi cihaz ve malzemelerin kullanıldığı, bu müdahalelerin sayacın doğru ölçüm yapmasına etki edip etmediğinin tespiti için, Ceza Genel Kurulunun 15.03.2016 tarih, 2014/13-409 Esas ve 2016/124 Karar sayılı, 07.11.2017 tarih 2017/17-968 Esas ve 2017/460 Karar sayılı, 21.11.2017 tarih, 2017/13-387 Esas ve 2017/489 Karar sayılı, 13.12.2018 tarih 2017/388 Esas ve 2018/36 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği gibi, suça konu gerçek kullanım miktarını belirlemek amacıyla; kaçak elektrik tespit tutanağına konu yerde ne zamandan beri oturulduğunun kaçak ya da usûlsüz kullanımın ne zaman başladığının gerekirse komşu, mülk sahibi gibi tanıklara da sorulması, kolluk araştırması, MERNİS, sabit-cep telefonu abonelik ve adresleri gibi araştırmalar ile kesin olarak saptanması; sanık hâlen suça konu yerde, oturuyor ise; keşif yapılıp elektrikle çalıştırılan cihazlardan hareketle tespit edilecek kurulu güce veya tüketim ihtiyacına göre, oturmuyor ise; kaçak elektrik tespit tutanağındaki kurulu güce göre, suç tarihine kadar tüketilmesi gereken elektrik miktarının ve vergiler dahil cezasız usulsüz elektrik kullanım bedelinin tespitine yönelik sayaçtan geçirerek kullanım sebebiyle sayaçtan geçen miktara ilişkin endeksin belirlenen gerçek ihtiyaç ile karşılaştırılıp orantılı olup olmadığına dair yeterli içerik ve nitelikte bilirkişi görüşü alınması,
2)Alınacak bilirkişi raporu ile sanığın tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek bir eyleminin olmadığı, karşılıksız yararlanma kastıyla hareket etmediğinin tespiti hâlinde beraat kararı verilmesi gerekeceği, karşılıksız yararlanma kastı ile hareket ettiğinin tespit hâlinde ise; kurum zararının soruşturma aşamasında ödenmesi hâlinde TCK'nın 168/5. fıkrası gereğince kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi gerekli olduğu, bu konuda soruşturma aşamasında yapılması gerekip yapılmayan usuli işlemlerin kovuşturma aşamasında tamamlanması sebebiyle bilirkişi tarafından normal tarifeye göre hesaplanan vergili ve cezasız kurum zararının, varsa daha önce yapılan ödemeler kurumdan sorulup mahsup edildikten sonra kalan miktar belirlenip, verilecek makul sürede ödenmesi halinde etkin pişmanlıktan faydalanabileceği, TCK’nın 168/5. ve CMK’nın 223/8. fıkraları uyarınca kovuşturma şartının sonuçları ile aynı sonuçları doğurması nedeni ile suç tarihine göre düşme kararı verileceği, ödenmediği takdirde yargılamaya devamla dosyadaki delillere göre hüküm kurulacağı tebliğ ve ihtar edilip yüze karşı ise talep etmesi halinde, tebligat yapılıyorsa makul bir süre verilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği halde, eksik kovuşturma ile mahkûmiyet hükmü kurulması,
Kabule göre de;
3)Sanığın savunmasına göre zaruret hali içerisinde olup olmadığı hususu araştırılmadan eksik kovuşturma ile hüküm kurulması,
4)Sanığın adli sicil kaydında gözüken karşılıksız yararlanma eyleminden dolayı hükmedilen Malatya 7. Asliye Ceza Mahkemesi 2016/681 Esas, 2019/162 Karar sayılı mahkûmiyet kararı UYAP üzerinden incelendiğinde bu eylemin suç tarihinin 20.04.2015, iddianame tarihinin ise 31.05.2016 olduğu ve kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, temyize konu dosyadaki suç tarihinin ise 31.01.2015, iddianame tarihinin de 21.04.2015 olması karşısında her iki suçun 21.04.2015 tarihli ilk iddianamenin düzenlenme tarihinden önce işlendiği ve aralarında hukuki kesinti olmadığı görülmekle, zincirleme suçun var olup olmadığının değerlendirilmesi, birbiri ile çelişen hükümler kurulmaması ile mükerrer cezalandırılmanın önüne geçilmesi bakımından, kaçak elektrik tespit tutanağının ve varsa ilgili olduğu dava dosyasının incelenmesi, öncelikle birleştirme olanağı varsa dosyalar birleştirilerek, değilse onaylı örneği dosya içine konularak, her iddianameye kadar olan eylemlerin zincirleme tek bir suçu, her iddianameden sonraki eylemlerin ayrı bir suçu oluşturacağı gözetilerek 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinin uygulanması koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan bu sebeplerden dolayı hükmün Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.