MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/2101 E., 2021/2105 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü;
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanıklar ... ve ... müdafiinin temyiz isteminin "TCK'nın 145. maddesi gereğince ve lehlerine hiç bir indirim yapılmaksızın ceza tayin edildiğine"; sanıklar ... ve ... müdafilerinin temyiz istemlerinin "eksik inceleme yapıldığına, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, TCK'nın 145. ve 147. maddelerinin uygulanması gerektiğine" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanıklar ..., ... ve ...'ın müdafilerinin karar duruşmasında hazır bulunduklarının anlaşılması karşısında bu sanıklar yönünden bozma düşüncesine iştirak edilmemiş, gerekçeli karar başlığında suç tarihi kısmına 01.06.2018 tarihinin eklenmesi gerektiğinin gözetilmemesi mahallinde düzeltilebilir eksiklik olarak kabul edilmiştir.
I. Sanıklar ..., ... ve ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde
Sanıklar hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h ve 143/1. maddeleri gereğince hükmolunan 7 yıl 6 ay hapis cezasından, 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesi uyarınca 1/4 oranında artırım yapılırken 8 yıl 16... gün yerine hesap hatası sonucu 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasına hükmedilerek fazla ceza tayini, sonraki uygulamalar nedeniyle sonuç ceza doğru olduğundan, sonuca etkili görülmemekle, bozma nedeni yapılmamış, sanık ...'ın adlî sicil kaydında yer alan İstanbul 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/203 Esas, 2014/429 Karar sayılı ilâmına konu suçun, 5237 sayılı Kanun'un 165/1. maddesinde düzenlenen suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçuna ait olduğu, ve 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesinde 7188 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrası uzlaşma kapsamına alındığı, UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemde, ilâmdaki suçun uzlaşmaya tabi olması sebebiyle mahkemesince 14.12.2021 tarihli ek karar ile uzlaştırma bürosuna gönderilmesine karar verildiği ancak sonucuna dair bilginin yer almadığının anlaşılması karşısında, uzlaştırma işleminin akıbeti açıklığa kavuşturularak anılan ilâmın tekerrüre esas alınıp alınmayacağı hususunun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, sanıklar müdafilerinin diğer temyiz nedenleri reddedilmiştir. Ancak;
Sanıklara yüklenen 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 150/3. maddesi uyarınca sanıklara zorunlu müdafii atanmasının yasal zorunluluğa dayanması nedeniyle, zorunlu müdafii için ödenen avukatlık ücretinin sanıklara yargılama gideri olarak yükletilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereğince Tebliğname'ye değişik gerekçeyle uygun olarak BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1-h. maddesi gereği hüküm fıkrasının yargılama giderlerine ilişkin bölümünden zorunlu müdafii için ödenen yargılama giderinin olarak sanıklara yükletilmesine ilişkin bölümün hüküm fıkrasından çıkartılmasına karar verilmek suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca usul ve yasaya uygun bulunan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II. Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince
1-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesinde 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanığa atanan zorunlu müdafiinin karar duruşmasında hazır bulunması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2-Sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafii atanmasının yasal zorunluluğa dayanması nedeniyle, zorunlu müdafii için ödenen avukatlık ücretinin sanığa yargılama gideri olarak yükletilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebeplerden dolayı 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, bozma kararı doğrultusunda işlem yapılmak üzere 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a. maddesi uyarınca, dava dosyasının, İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.