MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/1913 E., 2022/3390 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık ve müdafii tarafından verilen temyiz dilekçelerinin içeriğine göre temyiz istemlerinin kapsamının sadece hırsızlık suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik olduğu anlaşıldığından, hırsızlık suçundan kurulan hükme hasren yapılan temyiz incelemesinde;
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir." şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin, kolluk ifadesinin baskı ve işkence ile alındığına, doktor raporunun bu durumu doğruladığına, bu nedenle atılı suçun sanık tarafından işlenmediğine, ceza verilirken üst sınırdan uygulama yapıldığına, sanığın beraatine olmadığı takdirde ise hakkında TCK'nın 145. maddesi ile diğer lehe olan hükümlerin uygulanması gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
Sanık her ne kadar kollukta müdafii huzurunda alınan ifadesinde üzerine atılı suçu işlediğini kabul etmiş ise de, kovuşturma aşamasında alınan savunmasında kolluk ifadesinin baskı ve işkence sonucu alındığını beyan ettiği, yakalandığında alınan doktor raporunda da sanığın iddiasını destekleyecek şekilde vücudunda darp ve cebir izlerinin olduğunun anlaşılması karşısında; suçun sübûtu açısından ikrarın tek başına delil olmayacağı, diğer maddi deliller ile de desteklenmesi gerektiği ve gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti açısından; öncelikle işbu davaya konu olay ile birlikte toplam 16 ayrı olayın anlatıldığı 25.11.2021 tarihli araştırma ve tespit tutanağında ismi geçen tutanak mümzilerinin ve sanığın 25.11.2021 tarihinde kollluk ifadesi alındığı sırada hazır bulunan müdafiinin tanık olarak beyanlarının alınması; 23.06.2021 tarihli uzmanlık raporuna göre olay yerinden elde edilen 9 adet parmak izi ile ilgili olarak vücut izlerinin araştırmasına devam edildiği, tespit edilmesi hâlinde ayrıca bilgi verileceği belirtildiğinden, ... Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü'nden rapor sonucunun sorulması; sanığın olay anında suç yerinde olup olmadığının tespiti bakımından, olay tarihinde adına olan ve/veya kullandığı cep telefonu numara/numaraları belirlendikten sonra Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'na müzekkere yazılarak suç tarihindeki HTS kaydı ve baz istasyonu bilgilerinin istenmesi, buna göre sanığın suç yerinde olay günü ve saatinde bulunup bulunmadığının belirlenmesinden sonra toplanan ve toplanacak delillerin birlikte değerlendirilmesi ile sonucuna göre tüm deliller çerçevesinde sanığın hukuksal durumunun tayini gerekirken, bu konularda kovuşturma genişletilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının aynı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca Konya 9. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin de Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.