MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/2043 E., 2022/1553 K.
SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun reddine, istinaf başvurusunun esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İade, onama
Katılan vekili tarafından verilen 04.07.2022 tarihli dilekçenin içeriği incelendiğinde "temyiz dilekçesine cevap dilekçesi" niteliğinde olduğu, kararın katılan vekili tarafından temyiz edilmediği; sanık müdafii tarafından verilen 01.07.2022 havale tarihli temyiz dilekçesinin içeriğine göre temyiz isteminin kapsamının sadece hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik olduğu anlaşıldığından; Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik, sanık müdafiinin temyiz isteminin ise sadece hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
I. Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin incelenmesinde
Sanık hakkında mala zarar verme suçundan verilen ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 272/3-a maddesine göre istinaf yoluna başvurulamayacak olan kesin nitelikteki 2.000,00 TL adli para cezası ile ilgili olarak, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi tarafından sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun'un 279/1-b maddesi uyarınca reddine karar verildiği, bahse konu kararın aynı Kanun’un 279/1-son maddesi uyarınca itiraz yoluna tabi olduğu ve aynı Kanun’un 264/1. maddesinde yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme de dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşıldığından, Tebliğname’ye uygun olarak, dava dosyasının itirazın merciince incelenmesi için incelenmeksizin mahâlline İADESİNE,
II. Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik, sanık müdafii ile Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemlerinin incelenmesine gelince
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir." şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin, kararın usûl ve yasaya aykırı olduğuna, araç kapısının açık olduğuna, aracın kelebek camı kırılmadığından yarı oranında arttırım yapılmasının hukuka aykırı olduğuna; Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin, eksik inceleme ile karar verildiğine, katılanın maddi zararını giderip gidermeyeceğinin sanıktan sorularak zararı gidereceğini belirtmesi hâlinde sanığa makul bir süre tanınması gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
1- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesinde 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, İlk Derece Mahkemesince 5271 sayılı CMK'nın 150/3. maddesi uyarınca sanığın zorunlu müdafii huzurunda savunması alınmasına karşın, müdafiinin 17.02.2022 tarihli karar celsesinde hazır edilmesi gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2- 17.02.2022 tarihli karar celsesine ait duruşma zaptında sanığın, "Dalaman Açık Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu" nun açıkça yazıldığı ve fakat UYAP üzerinden yapılan incelemede sanığa ait cezaevi kayıt bilgisinin bulunamadığının belirtilmesi karşısında; duruşma zaptında yazıldığı üzere sanığın hüküm tarihinde farklı yargı çevresindeki Dalaman Açık Ceza İnfaz Kurumunda başka bir suçtan tutuklu/hükümlü olarak bulunması hâlinde sanığa duruşmadan bağışık tutulmak isteyip istemediği sorulmadan ve bu hususta bir karar alınmadan, hükmün açıklandığı 17.02.2022 tarihli duruşmada hazır edilmeyerek hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle, 5271 sayılı Kanun'un 196. maddesine aykırı olarak savunma hakkının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ile Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca Bursa 28. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.