MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/3033 E., 2022/1887 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü;
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin, "...sanığın kimliği teşhis edilemeyen şahsın eylemine yönelik iştirakının bulunmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi sanığın beraat etmesi gerektiğine, eyleminin kabul edilmesi hâlinde bile yardım eden olarak değerlendirilmesi gerektiğine, eylemin gece gerçekleşmesi nedeniyle artırım yapılmasının hukuka aykırı olduğuna, değer azlığı nedeniyle indirim yapılması gerektiğine..." ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280/1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, İstanbul 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.11.2018 tarihli ve 2017/665 Esas, 2018/569 Karar sayılı dosyasında hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet kararına yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 30.12.2019 tarihli ve 2019/31 Esas, 2019/2852 Karar sayılı kararıyla; "...CMK 191 maddesi gereğince, duruşmaya başlanırken, iddianame kabul kararının okunması gerektiği hâlde, iddianame kabul kararının okunmaması, sanık için soruşturma esnasında, müdafisi tarafından 02.05.2016 tarihli raporu ibraz edilmiş ve bu raporda sanığın kişilik bozukluğu olduğu şerh edilmiş olduğu hâlde TCK 32 madde kapsamında herhangi bir araştırma ve rapor alınmaması ve yine sanık tarafından da 23.12.2019 tarihinde dosyasına gönderilen dilekçeye ekli raporda, uyum bozukluğundan dolayı askerliğe elverişli bulunmadığına ilişkin raporun ibraz edildiği göz önünde tutulduğunda TCK 32 maddesi gereğince işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamadığı, davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olup olmadığı yönüyle rapor alınması zorunlu olduğundan eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, hükümde suç tarihi dikkate alınarak TCK 142/2-b maddesi uygulanmış ise de; bu maddeye göre sanığa verilecek cezanın alt sınırı 5 yıldan başlamasına rağmen, mahkemece sanığa 3 yıl hapis cezası verilmekle az cezaya hükmedilmiş olması, " nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, bu bozma kararının aynı Kanun’un 280/1-e-f maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı gözetilerek; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 30.12.2019 tarihli ve 2019/31 Esas, 2019/2852 Karar sayılı kararı ile bozma kararı üzerine verilen İstanbul 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.05.2022 tarihli ve 2020/29 Esas, 2022/425 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.