MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/2147 E., 2023/13 K.
SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme
HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama
Tebliğname'de her ne kadar sanık ... hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik görüş bildirilmiş ise de, sanık ... müdafiinin 24.01.2023 tarihli temyiz dilekçesinde temyiz isteminin sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
I. Sanıklar ... ve ... haklarında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz istemlerinin incelenmesinde
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/2-a maddesinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçların, 5271 sayılı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanıklar müdafilerinin temyiz istemlerinin, aynı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE,
II. Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü;
Sanığın, UYAP’tan temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 19.10.2024 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 64/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri uyarınca, ölüm nedeniyle hakkında düşme kararı verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün sebeple 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereğince Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5271 sayılı Kanun'un 303/1-a maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının, aynı Kanun'un 223/8. maddesi gereğince ölüm nedeniyle DÜŞMESİNE,
III. Sanıklar ... ve ... haklarında hırsızlık suçundan kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz istemlerinin incelenmesinde
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin "sanığın yaşanılanlar sürecinde arabada kalmış olup bilinci de yerinde olmadığı için ne yaşandığını bilmediğine, suç işleme kastının bulunmaması nedeniyle suçun manevi unsurlarının oluşmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca sanığın beraatine karar verilmesini talep ettiklerine, sanığa verilen cezada alt sınırdan uzaklaşılmasının gerekçesinin gösterilmediğine ve uzaklaşılmasını gerektirir bir hususun da mevcut olmadığına, sanık hakkında lehe hükümlerin uygulanmadığına"; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin ise "sanığın üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğine, savunmalarının diğer sanıklar tarafından doğrulandığına, sanığa ait görüntü kaydı bulunmadığına, başkaca delille desteklenmeyen HTS kayıtları nedeniyle sanığa ceza verilmesinin ceza yargılaması ilkelerine uygun düşmediğine, sanığın kiraladığı araçla plakasından kendisinin kolayca tespit edilebileceğini düşünmeden atılı suçları oluşturan somut eylemi gerçekleştirmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığına, sanığın suç işleme kastının bulunmaması nedeniyle suçun manevi unsurlarının oluşmadığına, sanık hakkında gerekçesi açıklanmadan alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verildiğine, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gözetilmeden sanık hakkında eylem saati de artırım maddesi olarak değerlendirilerek ceza verildiğine" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede,
Sanıklar hakkında hırsızlık suçundan verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlarda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin kararları hukuka uygun bulunduğundan, sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz istemlerinin reddiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, usûl ve yasaya uygun olan kararlara yönelik TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKÜMLERİN Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Gebze 5. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.