MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/1007 E. 2023/556 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık ve müdafinin temyiz istemlerinin "fazla cezaya hükmedildiğine, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, mahkeme temel cezayı tayin ederken suçun nitelikli hal dolayısıyla arttırılması hususunda zaman unsurunu değerlendirmeye tabi tutularak TCK'nın 143. maddesinden uygulama yapılmasının çifte değerlendirme yasağı ilkesine aykırı olduğuna" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Kozan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli 2018/548 Esas ve 2020/314 Karar sayılı dosyasında verilen hükme yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 19.11.2021 tarihli 2020/1929 Esas, 2021/3045 Karar sayılı kararı ile; 5237 sayılı TCK’nın 142. maddesinde 6545 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen TCK’nın 142/2-g, 143. maddelerinde öngörülen suçun cezasının alt sınırı dikkate alınarak 5271 sayılı CMK’nın 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devamla hüküm kurulduğu, dosya içerisinde bulunan olay yeri krokisi incelendiğinde; mağdura ait suça konu koyunların mağdurun evinin yanındaki ağıldan çalındığının anlaşıldığı, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulurken TCK'nın 142/2-g fıkrası yanında TCK'nın 142/2-h maddesinin de uygulandığı, ancak gerektiğinde koyunların alındığı ağılın müştekinin ikâmet ettiği binanın eklentisi niteliğinde olup olmadığı hususu keşif yapılarak tespit olunmadan eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulduğu, Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 2019/13073 esas, 2019/15707 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere; sanık hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması için her iki suçun da suç tarihlerinin 08.07.2005'ten sonra olması gerektiği, mahkemece sanık hakkında tekerrüre esas alınan Nurdağı Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/352 esas ve 2018/3 karar sayılı ilamında TCK’nın 58. maddesinin uygulandığı, bu ilamda TCK’nın 58. maddesi uygulamasına esas alınan Nurdağı Sulh Ceza Mahkemesinin 2003/89 esas, 2004/134 karar sayılı ilamındaki mahkûmiyetin 765 sayılı TCK'nın 491/2. maddesinde düzenlenen hırsızlık suçuna ilişkin olduğu, tekerrüre esas alınan ilâmın 765 sayılı TCK döneminde işlenmiş olup, bu kanun hükümlerinin uygulanması ve sanığın ikinci kez mükerrirliğine esas teşkil edecek başkaca mahkûmiyetinin bulunmaması karşısında, sanık hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmediğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Kozan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.12.2022 tarihli 2021/1105 Esas ve 2022/890 Karar sayılı kararı ile Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 19.11.2021 tarihli 2020/1929 Esas, 2021/3045 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, aynı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.