MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/4543 E., 2023/200 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir." şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz nedenlerinin "sanığın suçu işlediğine dair yeterli delil bulunmadığı ve sadece sanığın parmak izinin aracın arka camında çıktığı için cezalandırıldığına, savunması alınırken iddianame okunmayarak savunma hakkının kısıtlandığına, yetersiz gerekçeler ile cezanın alt hadden uzaklaşılarak belirlenip sanık lehine olan hükümlerin uygulanmadığına, kararın usul ve yasaya aykırı olup bozulmasına" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280/1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Bursa 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.07.2021 tarihli ve 2021/88 Esas, 2021/879 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 18.05.2022 tarihli ve 2021/2282 Esas, 2022/1158 Karar sayılı kararı ile; 1-) Alt sınırı beş yıl hapis cezasını gerektiren TCK'nın 142/2-h maddesi kapsamındaki nitelikli hırsızlık suçundan yargılanan sanığın bizzat duruşmada veya SEGBİS sistemi ile hazır edilerek iddianame okunduktan sonra savunmasının alınması gerektiği ve talimat yasağı bulunduğu gözetilmeden, hakkında çıkarılan yakalama kararına istinaden İstanbul 1. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 2021/17 değişik iş numarası üzerinden alınan savunması ile yetinilip yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle CMK'nın 289/1-e maddesinde öngörülen ''duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken kişilerin yokluğunda duruşma yapılması'' şeklindeki kesin hukuka aykırılık halinin bulunması, 2-) Müştekinin 01/01/2019 günü saat 23:30 sıralarında aracının kapılarını kilitleyerek park ettiği, sabah saat 08:00 sıralarında aracının yanına geldiğinde şoför kapısının açık olduğunu ve aracın bagajında bulunan 12 çuval içerisindeki eşarp ve şal çeşitlerinin çalındığını fark ettiği, kolluk görevlileri tarafından aracın bulunduğu yere yakın bir kamera görüntüsünün tespit edildiği, kamera görüntüsündeki tarihin 01/01/2019, saatin ise 04:35 olduğu, ancak tarih ve saatin güncel olup olmadığının tutanak içeriğinde belirtilmediği, yine görüntüdeki şahsın 17-18 yaşlarında olduğu ve elinde herhangi bir eşyanın görülemediğinin belirtildiği, olay tarihinde Bursa ilinde güneşin doğuş saatinin 07:22 olması da gözönüne alındığında, eylemin gece vaktinde işlenip işlenmediği hususunun şüphede kaldığı, şüpheden sanık yararlanır ilkesi karşısında sanığın eylemini gündüz vaktinde gerçekleştirdiğinin kabul edilmesi yerine, hatalı değerlendirme ile eylemin gece vakti işlendiği kabul edilerek sanığa verilen cezadan TCK'nın 143. maddesi gereğince artırım yapılması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi, 3-) Sanığın yakalama ile alınan savunmasında, müştekinin zararını gidermeyi kabul ettiğini belirttiği, bunun üzerine mahkemece sanığın hazır bulunmadığı celsede sanık için görevlendirilen zorunlu müdafiye zararın giderilmesi için süre verildiği, dosya içerisinde sanığın verilen bu süreden haberinin olduğuna dair delil bulunmaması karşısında, müştekinin suç nedeniyle uğradığı zarar miktarının sanığa bildirilmesinden sonra, bu zararı gidermesi için sanığa makul bir süre verilmesi gerektiğinin düşünülmeden yargılamaya devam edilerek aynı Kanunun 280/1-e ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması nedeniyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanun’un 280/1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, talimat yasağına uyulmamasına ilişkin 1 No.lu bozma sebebinin hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı;
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 18.05.2022 tarihli ve 2021/2282 Esas, 2022/1158 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Bursa 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.09.2022 tarihli ve 2022/577 Esas, 2022/816 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.