İ T İ R A Z
T U T U K L U
İtirazname No: KD - 2023/45419
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI: 2023/816 E., 2023/773 K.
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi
İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ: Tevdi
İTİRAZA KONU KARAR: Ret
İTİRAZ EDEN: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Yargıtay 2. Ceza Dairesinin, 06.06.2023 tarihli ve 2023/14727 Esas, 2023/3343 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.11.2023 tarihli ve KD-2-2023/45419 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308/1. maddesi uyarınca yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, 5271 sayılı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Anayasa Mahkemesinin 18.07.2023 ... ve 32252 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 08.03.2023 ... ve 2019/42687 Başvuru sayılı kararı gereğince; sanığın yokluğunda verilen ve 08.03.2023 tarihinde tebliğ olunan hükümde 5271 sayılı Kanun'un 295/1. maddesi gereğince temyiz nedenlerini bildirmez ise temyiz isteminin reddedileceği hususunun bildirilmemesi nedeniyle sanığa usulüne uygun şekilde ''5271 sayılı Kanun'un 295/1. maddesi gereğince temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçenin tebliğden itibaren (7) ... içerisinde verilmesi halinde temyiz talebinin incelenebileceği, aksi halde sebep yokluğundan temyiz talebinin reddedileceği'' hususlarını içeren meşruhatlı tebligat ile gerekçeli kararın tebliğ edilmesi, mahkemesince bu eksikliğin giderilmesi, tebligat belgesi ve verilmesi halinde gerekçeli temyiz dilekçesi ile birlikte dosyanın incelenmek üzere iadesinin temini" hususunda tebligat yaptırılmak üzere dosyanın mahallinde iadesi ve sonucuna göre karar verilmesi talebine ilişkindir.
II. GEREKÇE
Sanık hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h, 143 ve 62. maddeleri 6 yıl 3 ay hapis cezasına dair Konya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.01.2023 tarihli ve 2022/888 Esas, 2023/28 Karar sayılı kararının; sanık ve müdafiinin istinaf talebi üzerine yapılan inceleme sonucunda Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 01.03.2023 tarihli ve 2023/816 Esas, 2023/773 Karar sayılı kararı ile tebliğ tarihinden itibaren 15 ... içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz edilebileceği belirtilmek suretiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği, verilen bu kararın 08.03.2023 tarihinde sanığa, 12.03.2023 tarihinde sanık müdafiine usule uygun olarak tebliğ edildiği, kararın sanık tarafından 09.03.2023 tarihli temyiz sebebi içermeyen -yalnızca suç nedeniyle meydana gelen zararı giderme talebini içeren- dilekçe ile temyiz edildiği, Dairemizin 06.06.2023 tarihli ve 2023/14727 Esas, 2023/3343 Karar sayılı kararı ile "sanığın 09.03.2023 tarihli, temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu; ancak 5271 sayılı Kanun’un 295/1. maddesinde öngörülen 7 günlük kanunî süre içerisinde temyiz nedenlerini içeren gerekçeli temyiz dilekçesini sunmadığı" gerekçesiyle temyiz başvurusunun reddine karar verildiği anlaşılmakla;
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 15.06.1949 tarihli ve 1948/4 Esas, 1949/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme kararında belirtildiği üzere, yargısal içtihat değişikliklerinin kural olarak geriye yürümeyeceği, yorum farklılığı sebebiyle içtihadın değişmiş olmasının, usul ve maddi hukuka aykırılık taşımayan karara yönelik, olağanüstü kanun yollarına başvuru nedeni oluşturmayacağının kabulü gerektiği şeklindeki görüşün benimsendiği nazara alındığında, Dairemizin 06.06.2023 tarihli ve 2023/14727 Esas, 2023/3343 Karar sayılı kararının, Anayasa Mahkemesinin 18.07.2023 tarihli ve 32252 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 08.03.2023 ... ve 2019/42687 Başvuru sayılı kararından önce verilmiş olması nedeniyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
III. KARAR
1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ REDDİNE,
2. 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca Yargıtay 2. Ceza Dairesinin, 06.06.2023 tarihli ve 2023/14727 Esas, 2023/3343 Karar sayılı temyiz başvurusunun reddi kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.11.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
Yz.İşl.Md.Yrd/ KM/d
KARŞI OY
Somut davada ... çoğunluğun sanık ...'ın hırsızlık suçundan Konya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.01.2023 ... ve 2022/888 Esas, 2023/16 Karar sayılı ilamı ile eylemine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h, 143/1, 62, 53, 58 maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak mahrumiyetine karar verildiği, hükmün süresi içerisinde sanık ve müdafii tarafından istinaf edildiği, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 01.03.2023 ... ve 2023/816 Esas, 2023/773 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, hükmün süresi içerisinde sanık tarafından temyiz edildiği, Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 06/06/2023 ... ve 2023/14727 Esas, 2023/3343 Karar sayılı ilamı ile sanığın temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediğinden bahisle reddine oybirliği ile karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.11.2023 tarih ve 2 - 2023/45419 sayılı itiraznamesi ile sanık lehine itirazda bulunulduğu, Yargıtay 2. Ceza Dairesinin itirazın reddine ilişkin kararından aşağıda belirteceğim nedenlerle ayrılıyorum.
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi'nin 01.03.2023 ... ve 2023/816 Esas, 2023/773 Karar sayılı kararının sonuç kısmı "5271 sayılı CMK 'nın 268. Maddesi uyarınca kararın, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına geliş, istinaf başvurusunda bulunan sanık ile katılan yönünden ise, tebliğ tarihinden itibaren on beş (15 ) ... içerisinde hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt katibine beyanda bulunup tutanak tutturup hakime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da bölge adliye mahkemesi ceza dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin ceza evinde bulunması halinde ceza infaz kurumu ve tutuk evi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle, Yargıtaya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere, karar verildi." şeklindedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.03.2021 tarih, 2019/9.MD-495 Esas, 2021/116 Karar sayılı ilamında ayrıntıları ile açıklandığı üzere; "Yargı mercilerince verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve mercisinin tereddüde yer vermeyecek açıklıkta taraflara bildirilmesi gerektiği şeklindeki düzenleme ile kanun koyucunun Anayasa’daki emredici düzenlemeye paralel şekilde ilgililerin “kanun yolu” başvurularında hak kayıpları ile sonuçlanabilecek yanılgıyı önlemek için ayrıntılı düzenleme yapmak ihtiyacını hissettiği görülmektedir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında da kanun yoluna başvurma hakkının belli bir süre koşuluna bağlanması, hukuki güvenlik ve istikrarın sağlanması gibi önemli ve meşru bir amaca hizmet etmekte olduğu, bu bakımdan iç hukuktaki usullerin belirli ve öngörülebilir olması koşuluyla yargısal başvuruların birtakım kurallara tabi tutulmasının ... başına mahkemeye erişim hakkının ihlali olarak değerlendirilemeyeceği, ancak mahkemelerin iç işleyişlerine ilişkin süreçlerdeki aksama ve hatalardan kaynaklanan sorumluluğun ilgililere yüklenemeyeceği ve dava açma sürelerini düzenleyen karışık ve dağınık olan mevzuatın aşırı şekilci yorumunun mahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceği kabul edilmiştir.
Süresi içinde ... olduğu dilekçeyle sebep göstermeksizin hükmü temyiz eden tarafın, kararın kendisine tebliğinden itibaren 7 ... içinde sunacağı dilekçeyle sebep bildirmesi gerekmektedir. Bu sürenin “hak düşürücü” veya “düzenleyici” nitelikte olduğu uygulamada ve doktrinde tartışmalıdır. Hukuki bir konuda kesin çizgilerle ayrışmış bir tartışma varsa ve yargı organları aynı konuda farklı sonuçlara varıyorlarsa taraflar açısından yasanın öngörülebilirliği ilkesinde sorun olduğu sonucuna ulaşılabilecektir. Nitekim 1412 sayılı CMUK’nın yürürlükte olduğu dönemde Yargıtay tarafından sebep içermeyen temyiz taleplerinin incelenmesine ilişkin yerleşik uygulama, sistemde değişiklik yapan ve istinaf mahkemelerini faaliyete geçiren 5271 sayılı CMK’nın uygulandığı ilk dönemlerde yanılgı hâli olarak makul görülebilecektir.
Hukuk devleti olmanın sorumluluğu bağlamında verilen kararlar ile kurulan hükümlere karşı yasa yolları, şekli, süreleri ve sonuçlarının ilgililere açıkça bildirilmemesi veya eksik bildirilmesi hâlinde, yasal sürelerin tebligat tarihinden itibaren değil ancak öğrenme tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı, öğrenme tarihi kesin olarak belirlenebilen hâller dışında taraf beyanının esas alınması gerekliliğinden hareketle, usulüne uygun sebep içeren dilekçe var ise bu kapsamda temyiz incelemesinin yapılması, aksi hâlde ilgiliye yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda yapılacak meşruhatlı tebligatla 7 günlük süre içinde yasal düzenlemeye uygun sebep bildirmemesi hâlinde sebep yokluğundan dolayı temyiz talebinin reddedileceği ihtar edilmeli, sonucuna göre esasa ilişkin temyiz incelemesi yapılıp yapılmayacağına karar verilmelidir."
Yukarıda yer verilen Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 01.03.2023 ... ve 2023/816 Esas, 2023/773 Karar sayılı kararının sonuç kısmında, sanık ...'a gerekçeli kararın kendisine tebliğinden itibaren 15 ... içerisinde karara karşı temyiz yasa yoluna başvurabileceği tebliğ edilmiş ise de, 15 günlük yasal süre içerisinde kararı temyiz etmekle birlikte temyiz sebeplerini bildirmemiş ise temyiz sebeplerini temyiz süresinin bitiminden itibaren hesaplanacak yedi günlük ek süre içerisinde bildirebileceği, bu yedi günlük sürenin hak düşürücü süre olduğu ve temyiz sebeplerini bu yedi günlük süre içerisinde de bildirmemesi halinde temyiz isteminin reddolunacağının tebliğ edilmediği sabittir.
Anayasa Mahkemesinin 18.07.2023 ... ve 32252 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 08.03.2023 ... ve 2019/42687 Başvuru Numaralı kararında "Süresinde temyiz sebeplerini gösterir dilekçe sunmadığı gerekçesiyle temyiz talebinin reddine karar verilmesinin, başvurucunun mahkemeye erişim hakkına ağır bir müdahale teşkil ettiği açıktır. Bu ağır müdahale karşısında mahkemelerin birtakım tedbirleri/imkânları devreye sokması başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik bu ağır müdahaleyi dengeleyebilir. Örneğin temyiz talebiyle ilgili karar verilmeden önce temyiz sebeplerinin bildirilmemesinin sonuçları hakkında başvurucunun bilgilendirilmesi bu ağır müdahaleyi dengeleyecek niteliktedir. Somut olayda Ceza Dairesi, temyiz için genel süre mahiyetindeki on beş günlük süre bakımından ihtarda bulunmuş ancak gerekçeli kararın tebliğinden itibaren temyiz gerekçelerini ihtiva eden ek dilekçenin verilmesi için yedi günlük süre yönünden ihtar yapmamıştır. Diğer bir ifadeyle Ceza Dairesi, temyiz sürecini bir bütün olarak değerlendirmemiş; gerekçeli kararın tebliğinden itibaren temyiz gerekçelerini ihtiva eden ek dilekçe vermesi konusunda başvurucuyu eksik bilgilendirmiştir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi de temyiz kanun yolu açısından eksik bilgilendirme içeren bir karara yönelik olarak başvurucunun temyiz talebini -yedi günlük yasal süre geçtikten sonra- temyiz sebeplerini gösterir dilekçe sunduğu gerekçesiyle reddetmiştir. Bu durumda Yargıtayın bazı dengeleyici tedbirleri/imkânları devreye sokmaksızın başvurucunun temyiz talebini reddetmesinin mahkemeye erişim hakkını güçleştirdiği ve başvurucuya aşırı külfet yüklediği için orantısız olduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır." denilmiştir.
Bu itibarla Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 06.06.2023 ... ve 2023/14727 Esas, 2023/3343 Karar sayılı hırsızlık suçundan "Temyiz isteminin reddi" kararının kaldırılmasına, temyiz incelemesine konu dosyanın Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilerek yukarıdaki açıklamayı içerir meşruhatlı tebliğatın sanığa tebliği sağlanıp, sanığın temyiz sebeplerini bildirmesi halinde bu dilekçesi ile, sunmaması halinde tebliğ evrakı eklenerek incelenmek üzere Daire'ye gönderilmesine karar verilmesi yönündeki itirazı usul ve yasaya uygun bulunduğundan itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği görüşünde olduğumdan,
Yukarıda izah ettiğim gerekçeler ile ... çoğunluk görüşüne muhalifim.