MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2021/154 E., 2022/32 K.
SUÇ: Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık
HÜKÜM: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık hakkında kanun yararına bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307/3. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, aynı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin “Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.” ve aynı Kanun’un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin, eksik inceleme ile karar verildiğine, cezalandırılmasına ilişkin yeterli delil bulunmadığına yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
1)Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık eyleminde hesaptaki paranın havale saatinin 23.59 olması sebebiyle eylemin gece vakti gerçekleştiği ve 5237 sayılı Kanun'un 143.maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
2)(1)numaralı bozma ilâmına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142. maddesinde 6545 sayılı Kanun’un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen aynı Kanun'un 142/2-e, 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 E., 2021/473 K. sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun'un 150/3. maddesi uyarınca sanığın zorunlu müdafii eşliğinde savunmasının alınması ve son celse zorunlu müdafii bulundurulması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-h maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
3)Katılanın hesabındaki 3.250,00 TL paranın hesaptan çıktığı, ancak sonrasında banka tarafından zararın karşılanmış olduğu anlaşıldığından suçun tamamlandığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca hüküm kurulması,
4)Sanık hakkında hüküm kurulurken 5237 sayılı Kanun'un 142/2-e, 35 ve 62. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına hükmedilmesi gerekirken, 2 yıl 13 ay 15 gün hapis cezasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün aleyhe sonuç doğurmamak üzere açıklanan nedenlerle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının İstanbul 58. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.