MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI: 2018/2600 E., 2019/32 K.
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret, bozma
İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 35/3. maddesine uygun olarak ceza infaz kurumunda bulunan sanık ...'e hükmün okunup açıklanması da gerekirken, sanığın okumak/almak suretiyle kararı tebliğ aldığı, dolayısıyla usûlüne uygun olarak yapılmış bir tebligat bulunmadığı anlaşılmakla; yapılan tebliğ işleminin geçersiz olması nedeniyle, temyiz isteminin reddine ilişkin 12.10.2020 tarihli ek karar kaldırılarak ve sanığın öğrenme üzerine sunduğu 12.10.2020 tarihli temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ...'ın temyiz isteminin, arabayı çalmadıklarına, ödünç aldıklarına, sanık ...'ın temyiz isteminin kendisine zorunlu müdafii atanmadığına, sanık ...'ın temyiz isteminin, müştekinin maddi ve manevi zararını gidermek istediğine ve lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine, sanık ...'in temyiz isteminin ise, suçu işlemediğine ve üzerine suç atıldığına yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesinde 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanıklara yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-d ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanıklara zorunlu müdafi atanması ve müdafii huzurunda savunmalarının alınması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-h maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma haklarının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının aynı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca Bucak 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.