MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2015/658 E., 2016/313 K.
SUÇLAR: Hırsızlık, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. Sanık Hakkında Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 267/8. maddesindeki "İftira suçundan dolayı dava zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar.
" şeklindeki düzenleme nazara alınarak; dosya kapsamından ve UYAP'tan yapılan incelemede iftira suçunun mağduru olan ... hakkında Büyükçekmece 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.11.2016 tarihli ve 2014/638 Esas, 2016/493 Karar sayılı kararı ile şikâyetçi ...'e karşı hırsızlık suçundan beraat kararı verildiği ve kararın 25.11.2016 tarihinde kesinleştiği belirlenmekle;
Sanığın yargılama konusu eylemine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 268/1 delaletiyle 267/1. maddesinde tanımlanan suç için öngörülen cezanın üst sınırına göre, aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık dava zamanaşımının, zamanaşımını kesen son işlem olan mağdur ... hakkında verilen beraat kararının kesinleştiği 25.11.2016 tarihinden itibaren inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa'nın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE,
II. Sanık Hakkında Hırsızlık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden;
UYAP'tan yapılan incelemede, sanığın hüküm tarihi olan 31.05.2016 tarihinde farklı yargı çevresinde bulunan Çerkezköy K1 Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka bir suçtan hükümlü olarak bulunduğu anlaşılmakla birlikte, sanığın istinabe mahkemesinde 16.05.2016 tarihli duruşmada alınan ifadesinde, duruşmalardan bağışık tutulmayı talep ettiği anlaşıldığından, Tebliğname'deki 5271 sayılı Kanun'un 193 ve 196. maddelerine aykırı davranıldığına dair bozma düşüncesine iştirak edilmemiş; tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hâkimin kanaat ve takdirine göre temyiz nedenleri yerinde olmadığından reddiyle hükmün Tebliğname'ye aykırı olarak ONANMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.