MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/223 E., 2023/564 K.
SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, onama
I. Hükümlü ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde
Gaziantep 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.10.2023 tarihli ve 2021/223 Esas, 2023/564 Karar sayılı kararının hükümlü müdafiinin temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 27.01.2021 tarihli ve 2020/5190 Esas, 2021/1073 Karar sayılı kararındaki, sanık ... hakkındaki bozmanın aynı suçu işleyen ve verilen kararı temyiz etmeyerek hakkındaki hüküm kesinleşen hükümlü ...'ya sirayet ettirilmesinin hükümlü ... müdafiine bozmadan sonra verilen 03.10.2023 tarihli hükmü temyiz hakkı vermeyeceği ve sirayet müessesesinin yasal sonucu gereği hükümlü müdafiinin bu hükmü temyiz etme yetkisi bulunmadığından, temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi yollamasıyla, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 317. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE,
II. Sanık ... hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 51.maddesinin 3.fıkrası, "Cezası ertelenen hükümlü hakkında, 1 yıldan az 3 yıldan fazla olmamak üzere bir denetim süresi belirlenir. Bu sürenin alt sınırı mahkum olunan ceza süresinden az olamaz" şeklinde olup; somut olayda, mahkum olunan ceza süresinin 1 yıl 8 ay olmasına karşılık, denetim süresinin 1 yıl olarak belirlenmesi yasaya açıkça aykırılık oluşturduğu gibi bu husus aleyhe değiştirmeme yasağı kapsamında da değerlendirilemez. Bu nedenle, sanık hakkında hapis cezasının ertelenmesine karar verilirken 5237 sayılı Kanun'un 51/3. maddesi uyarınca denetim süresinin tayin olunan hapis cezasından az olacak şekilde bir yıl olarak belirlenmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 51/3. maddesi uyarınca "1 yıl" olarak belirlenen denetim süresinin "1 yıl 8 ay" olarak düzeltilmesine karar verilmek suretiyle, diğer yönleri usûl ve yasaya uygun bulunan hükmün Tebliğname'ye aykırı olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
III. Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık hakkında kurulan hükümde uygulama maddesinin 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h maddesi yerine aynı Kanun'un 142/2. maddesi olarak gösterilmesi mahallinde ilavesi mümkün yazım hatası olarak görülmüş, dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
Sanığın suç tarihinde inceleme dışı diğer sanık ile birlikte, şikâyetçinin ikametinden 40 adet güvercini çalması şeklinde gerçekleşen olayda, şikâyetçi tarafından sanığın olayı gerçekleştiren kişilerden birisi olarak tespitinden sonra, sanığın çalmış olduğu 10 adet güvercini şikâyetçiye teslim ettiğinin anlaşılması karşısında, soruşturma aşamasında gerçekleşen kısmî iade nedeniyle şikâyetçiden sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rızası bulunup bulunmadığı sorularak, şikâyetçinin rızasının bulunması hâlinde, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168/1-4.maddesinin uygulanmasının gerekeceği, rızasının bulunmaması halinde ise, şikâyetçiye tüm zararının karşılanıp karşılanmadığı sorularak sanık hakkında aynı Kanun'un 168/2. maddesinin uygulanmasının gerekip gerekmeyeceği gözetilmeden eksik kovuşturma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz istemi bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca sanığın infaz bakımından kazanılmış hakkının gözetilmesine, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.