MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2019/59 E., 2020/256 K.
SUÇ: Hırsızlık
KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.02.2025 tarihli ve KYB-2025/14703 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Dosya kapsamına göre, Mahkemenin 17/06/2020 tarihli kararının gerekçe kısmında, "...sanık ...'nın zincirleme harekette olduğu hususunda her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil edilemediğinden sanık hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanmayarak..." şeklinde belirtilmek suretiyle sanığın cezasında 5237 sayılı Kanun'un 43/1-2. maddesi uyarınca artırım yapılmasına yer olmadığına karar verilmesine rağmen, hüküm kısmında müsnet suçtan anılan Kanun'un 43. maddesi uyarınca artırım yapılması sebebiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılmasında isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Hukuka aykırılıkların ciddi boyutlara ulaşması hâlinde başvurulabilecek olağanüstü bir yasa yolu olan kanun yararına bozma, kesin hükmün otoritesinin korunması gereği temyiz incelemesi nedenlerine göre dar kapsamlı olduğundan; hukuka aykırılığın, kanun yararına bozma yasa yoluna konu edilebilmesi, hükümlünün hukuki durumunu etkilemesi ya da değiştirmesine bağlıdır.
Bu açıklamalar ışığında incelenen somut olaydaki hükmün gerekçesinde, hükümlü ... hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanmaksızın hüküm kurulduğu belirtilmesine karşın hükmün (B) fıkrasının 3. bendinde ... hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı belirtilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43/1. maddesi uyarınca hükümlünün cezasında 1/4 oranında artırım yapılmak suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılmış gibi bir izlenime sebebiyet verilmiş ise de; zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına ilişkin hükmün (B) fıkrasının 3. bendinin sehven hükme yazıldığının kabulünün gerektiği; zira hükümlü ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h maddesi uyarınca teşdiden 6 yıl hapis cezası olarak belirlenen temel ceza üzerinden, aynı Kanun'un 143/1. maddesi uyarınca 1/2 oranında yapılan artırım sonucu hükmolunan 9 yıl hapis cezasından sonra anılan paragrafın hükme eklendiği ve hükümlünün cezasında 1/4 oranında artırım yapılmak suretiyle 11 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, ancak bu uygulamadan sonra 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında yapılan indirim ile netice cezanın 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesi hiç uygulanmamış gibi 9 yıl hapis cezası üzerinden indirim yapılarak doğru hesaplama ile 7 yıl 6 ay olarak tayin edildiği, buna göre hükmün (B) fıkrasının 3. bendinin bütünüyle hükümden çıkarılması gereken yazım hatası olduğu ve bu konuda mahallince düzeltme yapılabileceği anlaşılmakla; mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hataları, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceğinden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.