(743 S. K. m. 137, 138, 161,163) (1086 S. K. m. 500)
Dava: S. ile A. arasındaki çocuk teslimi davasının yapılan muhakemesi sonunda davanın reddine dair verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Taraflar evli olup, fiilen ayrı yaşamaktadırlar. Davacı kadın müşterek çocukları Lütfiye'nin davalının yanında bulunduğunu ve görmesine engel olduğunu, baba yanında kalmasının çocuğun yararına bulunmadığını ileri sürerek kendisine teslimini istemiştir.
Dava, sırasında veya boşanma ya da ayrılık kararından sonra çocukların ana babadan hangisinde kalacağını düzenleme görevi asliye hukuk mahkemesine ait (MK.137, 138) olmakla beraber, tarafların fiilen ortak hayatı tatil etmiş (ortadan kaldırmış) olmaları hali için, kanunda bir açıklık yoktur. Her ne kadar sulh hakimine bazı görevler verilmiş ise de (MK.161, 163; HUMK.500), verilen görev birliği ayakta tutmak ve yürütmek, eş ve çocukları için nafaka vermek, ayrı mesken edinmek gibi tedbirleri almaktan ibarettir.
Eşlerin zıtlaşarak fiilen yanında bulundurdukları çocukların öteki tarafça görülmesine engel olma yolundaki davranışlarını önlemek ve buna çözüm bulmak ve çocukların ana babadan hangisinin yanında kalmasının uygun olacağını karara bağlamak aile birliğini korumak kapsamına girmez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 8.11.1967 günlü 245/512 sayılı kararında belirtildiği gibi, ortada bir kanun boşluğu söz konusu olup, hakimin bunu doldurması ve fiilen çocuğu ana babadan birine bırakması ve kişisel ilişkiyi düzenlemesi gerekir.
Öyle ise az önce belirtilen gerekçeler karşısında uyuşmazlığın esasının incelenmesi, çocuğun yararı ana babadan hangisinin yanında kalmasını zorunlu kılıyorsa, küçüğün ona teslimine karar verilmesi gerekir. Açıklanan yönler gözetilmeden yazılı sebep ve düşüncelerle teslim isteğinin reddedilmiş olması Usul ve Kanuna aykırıdır.
Sonuç: Temyiz edilen kararın gösterilen sebeple BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy