(743 S. K. m. 298, 312)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ KARARI:
1 - Dosyadaki yazılarla, kararın dayandığı delillerle kanun uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2 - Evlilik dışında doğan çocukların velayeti hakim kararına kadar boşluktadır (M.K. 298-312). İştirak nafakası isteği velayetin kendine verilmesi isteğini de kapsar. Dosyada velayetin davacıya verildiğini gösterir bir karar yoktur. Bu husus yerine getirilmeden ve daha önce verilmiş karar yoksa velayet düzenlenmeden duruşmaya devamla yazılı şekilde iştirak nafakasına hükmolunması doğru değildir.
Kabule göre de: Tarafların iktisadi sosyal durumları çocuğun yaşı ve ihtiyaçları ve paranın alım gücü düşünüldüğünde taktir edilen iştirak nafakası azdır.
Sonuç: Temyiz edilen kararının gösterilen sebeplerle BOZULMASINA oyçokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
1 - Düzgün olmayan soy ilişkisinin oluşması,
Evlilik içinde ana rahmine düşmemiş veya doğmamış olan çocuklarla evlilik içinde doğmuş veya ana rahmine düşmüş olmakla beraber soyu (nesebi) red edilmiş olan çocuğun anaya karşı soyu düzgün olmayan soydur (gayri sahih nesep). Babaya göre ise soysuzdur (nesepsizdir). Çocukla baba arasındaki düzgün olamayan soy ilişkisi tanıma veya hakim hükmü ile oluşur. Tanıma: Bir erkeğin, evlilik dışı ilişki ürünü olan çocuğun kendi soyundan geldiğini, yasal kurallara uyularak açıklamasıdır (M.K.m.291). Babanın böyle bir açıklama yapmaması olasılığını düşünen yasa koyucu ana ve çocuğa babalığının hükmen belirlenmesi için ayrıca olanak tanımıştır. (M.K. m.295).
Babalık davası doğumdan önce veya doğumdan itibaren bir yıl içinde (M.K. m.296) mali sonuçlu veya tüm kişisel sonuçlarıyla babalığın tesbiti olarak istenebilir (M.K. m.297). Medeni Kanun babalık davasının konusunun,
a) Ana yararına ödence, çocuk yararına nafaka (tabii veya mali sonuçlu babalık),
b) Tüm Kişisel sonuçlarıyla babalık,
c) veya her iki isteğin birlikte dava konusu olabileceğini açıklamıştır. (M.K.1.297). O halde babalık davası, kişisel ve mali sonuçlu olmak üzere iki konuyu kapsamaktadır. Mali sonuçlu (tabi) babalıkta baba ile çocuk arasında herhangi bir soy ilişkisi oluşmaz. Baba sadece çocuğa nafaka vermekle yükümlüdür. Başkaca bir yükümlülüğü yoktur (M.K. m.306). Çocukla baba arasında düzgün olmayan soy ilişkisini oluşması babalığın tüm kişisel sonuçlarıyla hüküm altına alınmasıyla olasıdır. Düzgün soy ile düzgün olmayan soydan gelen çocuklar arasındaki miras payı farklılığı 3678 sayılı Yasa ile değişik Medeni Kanunun m.443 ile giderilmiştir.
2- Soy ilişkisinin babalık davası ile tesbit edilmesinin yasal sonuçları:
Medeni Kanun: Evlilik dışı çocuğun, hangi erkeğin soyundan geldiğini tanıma veya hükümle belirlenen sonuçları yönünden fark gözetmemiştir. Her iki halde de ana yararına maddi manevi ödence, çocuk için nafaka isteme hakkı doğar (M.K.m.304-305 ve 306). Tanıma bir süre ile sınırlı olmadığı halde babalığın mahkeme hükmüyle tesbiti isteği belirli bir süreyle sınırlandırılmıştır (M.K.m.296) (Bak.H.V.Velidedeoğlu Türk Medeni Hukuku cilt 2, 1950 baskısı Sh.387). Ana için doğan ödence isteme hakkının belirli bir süre içinde istenebileceğine ilişkin olmak üzere Medeni yasada açık bir hüküm bulunmamaktadır. Babalığın tesbitinin eki (fer'i) niteliğinde olan bu gibi isteklerin babalık davasının tabi olduğu hak düşürücü süre içinde dava edilmesi gereği yargısal İçtihatlarla kabul edilmiştir. (Bak. Doç. Dr. Bilge Öztan Aile Hukuk 1979 bası Sh. 442 ve Dr. A.Egger Medeni Kanun şerhi Aile hukuku 1949 sh. 508Doç. Dr. Tahir Çağa çevirisi). Hatırlanacağı üzere boşanma sonucu maddi veya manevi yararları zedelenen eşin ödence isteğini boşanma davası içinde istemekle yükümlü olduğu şeklinde oluşan yargısal düzenleme, çok uzun süreli uygulamaya rağmen (M.K.m.143, 22.1.1988 gün 5/1 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararıyla benimsenmemiş, maddi ve manevi ödence davasının boşanma davasının sonuçlanmasından sonra açılabileceği kabul edilerek önceki uygulamaya son verilmiştir.
Belirlenen bu görüşler yasal düzenlemeyle uygunluk içindedir. Anaya maddi ve manevi ödence hakkı tanıyan Medeni Kanun 304. maddesi Babalık davası sabit olduğu takdirde ana lehine a) maddi (m.304) b) manevi ödence (m.305) ye hükmedilir şeklinde düzenlenmiştir. Yasa böylece ödence isteğini açıkça babalığının hükmen veya tanımayla belirlenmesine bağımlı kılmıştır. Sabit olma sözcüğü (Osmanlıca Türkçe sözlük-M. Nihat Özön-Türk Dil Kurumu Türkçe Dil Kurumu Türkçe sözlüğü, Hüseyin Özlan Hukuk Sözlüğü Ferit Develioğlu, Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat) hukuki anlamda (ispat edilmiş, kanıtlanmış, kanıtla belirli hale gelmiş suçun, davanın sübutu) nu ifade ettiği belirtilmiştir.
Babalığın çocuk yönünden mali sonuçların açıklayan Medeni yasanın 306. maddesi ödenceyi düzenleyen 304 ve 305. maddeyi güçlendirmek, doğrulamak üzere babalığın sübutu sözcüklerini kullanmıştır. Kişisel sonuçlu babalıkta, çocuğun Medeni Kanunun m.137-148 den yararlanması olası olmasına rağmen Medeni Kanunun 306. maddesiyle özel bir düzenlemeye gerek görülmesinin başka tür bir açıklaması olamaz.
Yukarıda açıklanan yasal gerektirici nedenler Medeni Kanunun 296. maddesiyle öngörülen süre baba adayı ile çocuk arasında soy ilişkisini belirlemeye yönelik hak düşürücü süredir. Medeni Yasa (madde 304, 305 ve 306). Babalığın tesbiti olayını ödence ve nafaka isteminin ön koşulu olarak düzenlemiştir. Babalık hükmü kesinleşmeden bu hakların doğduğundan söz edilemez. Babalığın tespiti ile doğan bu haklar için yasa özel bir zaman aşımı kabul etmemiştir. Babalığın tesbitinin eki olan bir isteğin babalık davasının tabi olduğu hak düşürücü süre içinde dava konusu olabileceği yargısal içtihatlarla kabul edilmiştir (Bak. Doç. DR. Bilge Öztan Aile Hukuku 1979 Sh. 442). Zamanaşımı yasal düzenleme konusudur. Yorum yolu ile yasanın amacı dışına çıkılarak ve onun hem özüne hem de sözüne aykırı düşecek bir uygulama getirilemez.
Yasada özel bir zamanaşımı süresi bulunmadığından başlangıcı babalık hükmünün kesinleşme günü olmak üzere ya olay haksız eylem olarak nitelenip Borçlar Kanununun 60. maddesine göre bir yıllık zaman aşımına tabi tutulacak veya aile hukukuna özgü bir durum olarak değerlendirilip 10 yıllık zaman aşımına tabi tutulacaktır (Bak. Dr. A.Eğer Medeni Kanun şerhi-Aile hukuku bölümü 1949 Sh.258, Doç. Dr. Tahir Çağa Çevirisi).
Diğer yönden, babalık davası nedeniyle istenilen ödence davası babalık davasının hak düşürücü süreyle sınırlandırılmış olmasının nedeni budur. Bir alacak olan ödence isteğinde ise kamu yararının varlığı düşünülemez. Kamu yararı olmayan bir ilişkinin hak düşürücü süreye bağlanması da genel hukuk kurallarıyla bağdaşmaz.
Sonuç olarak babalık davası nedeniyle istenilen ödence davası babalık davasının kesin olarak kabul edilmesinden itibaren başlar.
Mahkemenin ödence isteğini babalık davası için öngörülen hak düşürücü süreyle sınırlı tutmasını onaylayan sayın çoğunluk görüşlerine katılmıyorum. Hükmün belirtilen nedenlerle bozulması gerekir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy