(743 S. K. m. 170, 186, 190) (818 S. K. m. 410, 413)
Dava: Taraflar arasındaki davacının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2- Karı-koca evlenme mukavelesi ile kanunda muayyen diğer usullerden birini kabul etmedikleri takdirde aralarında mal ayrılığı cereyan eder. (M.K.170) Karı kocadan her birinin bütün mallarının mülkiyet, idare ve intifa haklarını muhafaza etmesine mal ayrılığı denir. (M.K.186) Karı kocadan her birinin mallarının geliri ve kendi kazançları kendisine aittir. (M.K.186) Koca karısının münasip bir derecede aile masraflarına iştirakini isteyebilir. (M.K.190) Davacı bu kapsam dışında eşine verdiği para ile alındığı iddiası ile davalının üçüncü şahıstan iktisap ettiği taşınmaz malı veya payını isteyemez. (7.10.1953 tarihli 7/8 sayılı İçtihadı birleştirme kararı) isede, aralarındaki akti ilişki çerçevesinde verdiğini veya tazminatı isteyebilir. (Y.H.GK.18.9.1991 günlü 308-418 sayılı ve 23.12.1992 günlü 664-746 sayılı kararları) Davacı davalıya ait arsa üzerine yaptırdığı binalar için harcamaları karşılığı tazminat istemektedir. Tüm dosyadan elde edilen kanaate göre davacının işlemi Borçlar Kanununun 410 ve müteakip maddelerinde düzenlenen vekaletsiz tasarruf niteliğindedir. Davacının davalıdan isteyebileceği paranın söz konusu kanunun 413. maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekirken, yapılan işin dava tarihindeki kaim değerinin ödetilmesine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalının temyiz itirazının bu sebeplerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 27.4.1993 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy