(2828 S. K. m. 22) (1086 S. K. m. 7, 8, 76) (469 S. K. m. 3) (743 S. K. m. 272, 273, 274, 354, 376, 379)
Dava: (Kamu Hukuku) İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü tarafından açılan koruma kararı verilmesi davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava korunmaya muhtaç çocuk hakkında koruma kararı alınması isteminden ibarettir.
1- Korunmaya muhtaç çocukların reşit oluncaya kadar bu kanun hükümlerine göre kurumca kurulan Sosyal Hizmet kuruluşlarında bakıp yetiştirilmeleri ve bir meslek sahibi edinmeleri hususundaki gerekli tedbir kararı yetkili ve görevli mahkemece alınır. Bu karar için gerekli belgeler kurumca düzenlenir ve ilgili mahkemeye gönderilir (2828 S. K. md. 22).
Mahkemenin görevi kamu düzeni ile ilgilidir. Yargılamanın her aşamasında talep üzerine veya kendiliğinden nazara alınması zorunludur (HUMK. md. 7/1).
Sulh Hukuk Mahkemesinin görevleri Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 8. maddesinde ve özel yasalarda gösterilmiştir. Burada ve özel bir hüküm taşıyan 2828 sayılı kanunun 22. maddesinde korunma kararının Sulh mahkemesinde alınacağına ilişkin hüküm bulunmamaktadır. 469 sayılı kanunun 825 sayılı kanunla değişik 3. maddesi gereğince Asliye Mahkemeleri, Sulh Mahkemelerinin görevleri haricinde kalan bilcümle hukuk ceza, Ticaret davalarını usul ve kanuna tevfikan kabili temyiz olmak üzere görür. O halde davaya bakmak Asliye Hukuk Mahkemesinin görevine girdiğinden mahkemece yapılacak iş dava dilekçesini görev yönünden reddetmekten ibarettir.
2- Diğer taraftan kabule göre de:
Hakim Re'sen Türk kanunları mucibince hüküm verir (HUMK. md. 76). Ana baba vazifelerini ifa etmedikleri takdirde hakim çocuğun himayesi için gerekli tedbirleri re'sen almakla görevlidir (M.K. md. 272). Velayeti ifadan aciz veya mahcur olan yahut nüfuzunu ağır surette suiistimal eden veya fahiş ihmalde bulunan ana ve babadan hakim velayet hakkını nez edebilir.
Ana babadan velayet nez olununca çocuğa bir vasi tayin olunur (M.K.274). Bir işte kanuni mümessilin menfaati ile küçüğün veya mahcurun menfaati biri birine zıt olursa alakadarların dilekçe ile başvurması üzerine veya doğrudan doğruya Sulh Mahkemesi kayyım tayin eder (M.K. md.376).
Velayet altında bulunmayan her küçüğe bir vasi nasbolunur. Nüfus adliye ve idare memurları resmi muameleleri dolayısıyla muttali oldukları vesayeti müstelzim böyle bir hali, Sulh Mahkemesine hemen ihbar ile mükelleftirler (M.K. 354).
Bu tür davalar, ana ve babanın ve çocuğun haklarına doğrudan etkili olup davada ana, babanın menfaatleri ile küçüğün menfaatleri çatışmaktadır. Şu halde küçüğün bir kayyımla temsili için gerekli işlemlerin icrası, davanın kayyıma, velayeti nez sebepleri varsa, anne ve babaya teşmili nez sebepleri yok ise anne, babanın da dinlenmesi, küçük velayet altında değilse vasi tayini onunda küçüğü temsilen davaya katılması, bu işlemler süresince 2828 sayılı kanunun 22. maddesi, Medeni Kanunun 273 ve 379. maddeleri uyarınca geçici tedbirlerin alınması yönleri düşünülmelidir.
Somut olaya gelince; Küçük Cansu'nun anne ve babasının belli olmadığı, bir apartmanın merdivenlerinde bulunarak kurum'a teslim edildiği anlaşıldığından Medeni Kanunun 354. maddesi gereğince ona bir vasi tayini ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davaya devam edilip hüküm kurulması da usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin 1. Bentte açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına BOZULMASINA oybirliğiyle 22.06.1993 tarihinde karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy