(743 S. K. m. 134/son) (1086 S. K. m. 151/son)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda, mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; evrak okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava sırasında veya hakim huzurunda iki taraftan birinin veya vekilinin sepkeden ikrarı muteberdir ve ikrar eden aleyhine delil teşkil eder (HUMK. m. 236). Duruşma zaptının iki tarafın, ikrar ve sulh ve feragatına taalluk eden kısımlar bunların huzurunda okunarak kendilerine imza ettirilir (HUMK. m. 151/son). Bilbeyyine hükme bağlanması kanunen mecburi olan hallerde davalı davacının sonuç isteğini kabul ederse davalının davada huzuru mecburi değildir. Bu kabul, bundan başka hukuki netice doğurmaz (HUMK. m. 95). Medeni Kanunun 134/3. maddesi şartlarının oluşması dışında, boşanma ve ayrılık davalarında, iki tarafın her türlü ikrarları dahi hakimi bağlamaz (MK.m. 150/1-3).
Dava, Medeni Kanunun 134/son maddesine dayanılarak açılmıştır. Cevap layıhasında, davanın reddi istenmiş, 9.3.1993 günlü duruşmada davalı vekili, "retle sonuçlanan boşanma davasından sonra eşler bir araya gelmemişlerdir" demiştir. Boşanma davasında ikrarın kural olarak hakimi bağlayıcı olmadığı ve boşanma davasının delillerle kanıtlanması gerektiği göz önüne alınmadan; davalı vekilinin ikrarının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 151/son maddesince davayı sonuçlandırıcı nitelikte bir ikrar olmadığı düşünülmeden boşanmaya karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Açıklanan nedenle temyiz olunan hükmün (BOZULMASINA), bozma nedenine göre sair yönlerin incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 23.9.1993 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy