(743 S. K. m. 377) (3561 S. K. m. 2, 5; Geç. m. 1)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda, mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; evrak okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 27.5.1989 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 3561 sayılı Kanunun 2. maddesi uyarınca, "sulh mahkemesi Türk Kanunu Medenisinin 377. maddesinin 1 numaralı bendine göre kayyım tayin etmeden önce, mahallin en büyük malmemurluğundan idaresi kimseye ait olmayan mallar üzerinde Hazinenin hak ve menfaati bulunup bulunmadığını, ayrıca araştırır. Hazinenin hak ve menfaatinin sözkonusu olduğunun anlaşılması halinde, mahallin en büyük malmemurunu kayyım tayin eder" (3561 s. Kanun 2/1).
"Malmemurunun değişmesi halinde, yeni atanan malmemuru Sulh Hakimince kayyım tayin edilir. Her malmemuru kendi kayyımlık görevi sırasındaki işlem ve eylemlerinden sorumludur" (3561 s. Kanun 2/2).
"Kayyım tayin edilen malmemurunun Hazine avukatı bulunan yerlerdeki dava ve icra işlerinde vereceği yetki belgesi ile Hazine Avukatı tarafından temsil olunur" (3561 s. Kanun mad. 2/5), hükmünü getirmiş ve aynı Kanun geçici 1. maddede, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce atanan kayyımlarla ilgili olarak mahallin en büyük malmemurluğunun talebi üzerine Sulh Hakimliğince mevcut kayyımın görevinin sona erdiğine karar verilip 2. maddedeki esaslara göre kayyım tayin edileceği belirtilmiştir.
Somut olaya gelince:
Davaya konu yer için önce 7.8.1984'te Adalar Sulh Hukuk Hakimliği'nce Medeni Kanunu 377/1. maddesi gereğince kayyım atandığı, 3561 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra ise İstanbul Defterdarlığı'nın 4.12.1989 tarihli başvurusu üzerine aynı mahkemece 9.2.1990 gün, 984/63-86 sayı ile verilen kararla önce atanan kayyımın görevine son verilerek, 3561 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi uyarınca İstanbul Defterdarı (Z.T.)'nin kayyım tayin edildiği anlaşılmaktadır.
İş bu kayyımlık kararının kaldırılmasına ilişkin 20.10.1993'te açılan davanın ise, dava tarihinde görevli İstanbul Defterdarı olduğu anlaşılan (S.O.)'ya yöneltildiği ve gene davayı takip eden Hazine Avukatınca 22.12.1993 günlü oturumda mahkemeye ibraz ettiği yetki belgesinin İstanbul Defterdarı sıfatıyla (M.Ş.) tarafından verildiği görülmektedir.
Ancak, dosyada kayyım tayin edilen Defterdar (Z.T.)'nin değişmesinden sonra atanan Defterdarların kayyım tayin edilmesine ilişkin bir karar bulunmamaktadır.
Mahkemece yapılacak iş;
Davanın yöneltildiği Defterdar (S.O.) ve Hazine vekiline yetki belgesi veren defterdar (M.Ş.)'nin 3561 sayılı Kanunu 2. maddesi gereğince kayyım tayin edilmiş olup olmadıklarının sormak, varsa kararın dosyaya ibrazını istemek ve gene bunlardan başka görev değişikliği varsa son tayin edilen Defterdarın kayyım atandığına ilişkin karar ve ondan yetki belgesi istemektir.
Bu yön gözönünde tutulmadan duruşmaya devam olunarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Temyiz edilen kararın gösterilen sebeple (BOZULMASINA), bozma sebebine göre sair yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine, 12.1.1995 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy