(743 S. K. m. 377, 31, 530, 624) (3561 S. K. m. 2) (1086 S. K. m. 427)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: 3561 sayılı kanunun uygulama alanının bulunup bulunmadığına ilişkin kararların Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/2. maddesinde yer alan ve özel kanunda kesin oldugu açıklanan kararlardan olmaması sebebiyle "Sulh Mahkemesi kararın kesin olduğu yönündeki mahkeme açıklaması yerinde görülmemiş, davacının süresinde ileriye sürdügü temyiz itirazının esasının incelenmesine karar verildikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü.
Türk Kanunu Medenisinin 377. maddesinin 1 numaralı bendine göre "hakim, kayyım tayin etmeden önce, mahallin en büyük mal memurluğundan, idaresi kimseye ait olmayan mallar üzerinde Hazinenin hak ve menfeati bulunup bulunmadıgını ayrıca araştırır. Hazinenin hak ve menfaatinin söz konusu oldugunun anlaşılması halinde mahallin en büyük mal memurunu kayyım tayin eder" (3561 sayılı K. 2/1).
3561 sayılı kanunun amacı "gaip kişilerin mal varlığı üzerinde Hazine menfaatinin daha iyi korunmasını" sağlamaktır (3561 sayılı K. Md. 1).
"Hayat ve mematı belli olmayıp da malları on seneden beri mahkeme marifetiyle idare edilen yahut mallarının bu suretle idaresi on seneden aşağı olmakla beraber yüz yaşını ikmal etmiş olan kimsenin gaipligine, Hazinenin talebi üzerine hükmolunur. Gaiplige hüküm için lazım olan ilan müddeti zarfında hiç bir hak sahibi zuhur etmezse, bu mallar Hazineye intikal eder"
(M.K. 530). Görüldüğü gibi hayat ve mematı belli olmayan kişilerin malları üzerinde Hazine menfeatı mutlaktır.
3561 sayılı kanunun 1 maddesinde yer alan "gaip kişiler" sözlerini Medeni Kanunun 31. ve mütakip maddeleri uyarınca gaiplikleri hükme bağlananlar olarak anlamak kanunun amacı ile bağdaşmaz. Bu sözleri Medeni Kanunun 377. maddesinde yer alan "uzun müddetten beri (kendisinden haber alınamayan) gaip olup da, bulunduğu yer belli olmayan" kişiler olarak anlamak gerekir.
Bir gayrımenkulde müşterek paydaşların mülkiyet hakları diğer paydaşların paylarından bağımsız olup "hilafına mukavele olmadıkça, hissedarlar müşterek mülkiyetlerini biliştirak idare ederler" (M.K. 624/1). Bazı paydaşların uzun zamandan beri nerede olduklarının bilinmemesi halinde taşınmaz malın diğer paydaşın veya paydaşların elinde olması halinde Medeni Kanunun 377. maddesi şartlarının oluşmadığını kabul etmekte dogru olmaz.
Davacının 3561 sayılı kanun çerçevesinde ki isteginin kabulü gerekirken reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının açıklanan sebeplerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA oybirligiyle karar verildi. 3.10.1994
Full & Egal Universal Law Academy