(818 S. K. m. 31) (743 S. K. m. 296)
Dava: Taraflar arasındaki davanın kayyım N. K.'ın huzuruyla yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün temyizen mürafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan bugün tebligata rağmen taraflar gelmediler. İşin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: 1- Dava nesebin af kanununa göre düzeltilmesine, ikrah nedeniyle itirazdan ibaret olup, tescil ile ikrah ortadan kalktığından ve Borçlar Kanununun 31. maddesindeki bir yıllık hak düşürücü sürede geçtiğinden itirazın reddine karar verilmesi gerektiğinden sonucu itibariyle doğru olan bu konudaki hükmün onanması gerekmiştir.
2- Karşılık davacı kadının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin davalı erkeğin temyizine gelince: Davalı zamanaşımı defiinde bulunduğundan ve bir yıllık zamanaşımı (MK. 296) süresi de geçtiğinden bu konudaki davanın reddi gerekirken kabulü ve yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 1- Temyiz olunan hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu kesimlerinin 1. bentte gösterilen nedenlerle ONANMASINA,
2- Hükmün 2. bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine oyçokluğuyla karar verildi. 11.4.1995
KARŞI OY YAZISI
Davacı evlilik dışı doğan çoçuğu af yasasından yararlanarak kendi nufusuna düzgün soylu olarak geçirmiştir.
Medeni Kanunun 296 ve 304, 305, 306. maddeleri evlilik dışı ilişkiden çoçuk olması halinde babanın mali yönden sorumluluğunu babalığının hüküm altına alınması koşuluna bağlı olarak düzenlemiştir. Aynı yasanın 304 ve 305 maddesi babalığın hüküm altına alınması halinde annenin maddi ve manevi ödence alabileceğine ilişkindir. 306. maddede aynı koşullarla çoçuğa nafaka verilebileceği belirtilmiştir. Evlilik dışı birleşmeden kaynaklanan ödence ve nafaka kaynağını belirtilen yasal düzenlemelerden almakda evlilikten kaynaklanan ödence ve nafaka isteklerinin yasal dayanağı ise Medeni Kanunun 137, 161, 162, 143 ve 144. maddeleridir. Görüldüğü gibi yasa düzgün olmayan soy bağını düzgün soy bağından kaynaklanan mali sonuçlarla bir tutmamış ayrı ayrı düzenlemiştir.
Somut olayda çoçuk af yasası ile düzgün soylu olarak babanın kütüğüne geçirilmiş olduğundan davalı yönünden düzgün olmayan soy ilişkisinden kaynaklanan ve ödence ile giderilmesi gereken bir zararı söz konusu değildir. Zira annenin bu hakları baba yönünden düzgün olmayan soy ilişkisinin kurulmasıyla ilintilidir.
Bu itibarla davacı annenin ödence isteme hakkı bulunmamaktadır.
Ödenceye ilişkin isteğin bu gerekçe ile bozulması yerine olaya uygulanma olanağı bulunmayan zaman aşımı olarak nitelenen bir nedenle hükmün bozulmasına karar verilmesine katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy