(743 S. K. m. 256, 257, 258, 376) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Davacılar daha önce evlat edindikleri küçük A. ile evlatlık bağının kaldırılmasına izin verilmesi yönünde A.'nin anne ve babası aleyhine dava açmışlar, mahkemece davalı tarafın kabulü doğrultusunda istek kabul edilerek evlatlık ilişkisinin ref'ine karar verilmiştir.
1-) Türk Medeni Kanunu'nun 258. maddesi uyarınca; Evlatlık sözleşmesinin meydana gelişindeki kurallara uyulmak şartı ile, evlatlık ilişkisi, iki tarafın rızası ile her zaman kaldırılabilir. Evlatlık, haklı sebeplere dayanarak her zaman, evlatlık bağının sona erdirilmesini isteyebilir. Mirastan iskat sebeplerinin varlığı halinde ise, evlat edinenin isteği üzerine, Hakim tarafından evlatlık ilişkisi ortadan kaldırılır.
Bu maddede "taraflar" tabiri ile belirtilmek istenen evlat edinenlerle, evlatlıktır. Evlatlığın asıl ana-babası değildir.
Zira, evlat edinme ile evlatlığın ana-babası velayet hakkını evlat edinenlere devretmişlerdir (MK. 257). Evlat edinenlerin, evlatlık ilişkisini sona erdirme iradesinde olması nedeniyle de; yaşı küçük olan evlatlık ile evlat edinenler arasında menfaat çatışması meydana geldiğinden, davada küçük A.'nin bir kayyım vasıtasıyla temsili zorunluluk arzetmektedir. (MK. 376/2)
Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 22.4.1985 gün ve 3590/3605 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Bu itibarla, davanın doğrudan doğruya evlatlık A. aleyhine açılması, bir kayyımla temsilinin sağlanması ve kayyım huzurunda yargılama yapılarak, hüküm kurulması gerekirken, evlatlığın ana-babası aleyhine açılan davanın, davalıların kabulü esas alınarak, kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
2-) Yukarıda belirtildiği üzere Medeni Kanun'un 258. maddesinde tarafların yarışan iki hakkı vardır. Bunlardan birincisi evlat edinmedeki usul çerçevesinde evlatlık ilişkisini yine mukavele ile kaldırmak, diğeri de kanunda gösterilen şartların bulunması halinde dava yolu ile evlatlık ilişkisinin ref'ini mahkemeden istemektir. Davacılar bu davada evlatlık ilişkisinin rızaen kaldırılmasına izin verilmesini istemişlerdir. Hakim iki tarafın iddia ve müdafaaları ile bağlı olup ondan başka bir şeye hüküm veremez. (HUMK. 74) Bu yön ile Medeni Kanunun 258. maddesinin göndermesi ile 256. maddede yer alan görev düşünülmeden "evlatlık rabıtasının ref'i" yönünde hüküm kurulması da doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427/6. maddesi gereğince Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Kanun yararına bozma isteğinin kabulüne, temyiz edilmemek suretiyle keşinleşmiş bulunan Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 11.8.1994 tarih ve 676-612 sayılı kararın sonucuna etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. 06.06.1995
Full & Egal Universal Law Academy