(1086 S. K. m. 178, 465, 466, 469) (743 S. K. m. 513)
Dava: Taraflar arasındaki davanın 1980/123-159 sayılı dosya ile birleştirilerek yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün temyizen mürafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan bugün duruşmalı temyiz eden davalılar vekili Av. Şükrü Salkaya ile diğer temyiz eden davacılar vekili Av. Ali Uğur Çağal geldi. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Davacılar dava dilekçesinde murisleri Kamberin 18/12/1979 tarihinde öldüğünü murisin sağlığında 1975 yılında davalılarla yaptığı ölünceye kadar bakma akdi ile bütün gayrımenkullerini davacıların mahfuz hisselerini haleldar etme kastı ile davalılara devrettiğini bu sebeple tenkise karar verilmesini istemişlerdir.
Her iki davacının ayrı ayrı açtıkları davalar mahkemece birleştirilmiş, ve davalara birlikte devam edilmiştir.
Davalılar 12/05/1982 tarihli dilekçeleri ile zamanaşımı definde bulunmuşlar, zamanaşımı definin süresinde olmadığı yolunda bir karşı koyma olmamıştır.
Tenkis davası, mirasçıların mahfuz hisselerine tecavüz edildiğini öğrendikleri tarihten itibaren bir sene ve her halde vasiyetnameler hakkında açıldıkları günden, diğer tasarruflar hakkında ise mirasın açılmasından itibaren beş sene geçmesiyle düşer. (MK. 513) Bu süre zamanaşımı süresidir. Ölüme bağlı olmayan tasarruflarda zaman aşımı, murisin sağlığında temlikin öğrenilmiş olması halinde ölüm gününden, aksi taktirde mahfuz hisseye tecavüz edildiğinin öğrenildiği tarihten başlar. Tenkis davasının her iki halde de bir yıl içinde açılması lazımdır.
Bu durumda davanın açılış tarihinin tespiti önem kazanır.
Harca tabi olmayan davalarda, hakimin dava dilekçesini havale tarihinde, harca tabi davalarda ise, harcın ödendiği tarihte dava açılmış sayılır. (06/02/1984 tarih E. 1983/7 K. 1984/3 sayılı içtihadı birleştirme kararı)
Davacı Suzan Sancarın dava dilekçesi 18/11/1980, Diğer davacı Fikriyenin ise 15/08/1980 tarihli olup her iki davacıda Adli Müzaharet talebinde bulunmuşlar bu nedenle de dava harcını yatırmamışlar, Mahkemece 10/02/1982 tarihli celsede davacıların adli müzaharet taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.
Medeni Kanunun 5.maddesinde Borçlar Kanununda yazılı kuralların Medeni Hukuk ilişkilerine de uygulanacağı öngörülmüştür. O halde borçlar Kanununda zamanaşımının kesilmesine ilişkin hükümlerin Medeni Kanunun 513. maddesinde de göz önünde tutulması gerekmektedir. Borçlar Kanununda zamanaşımının dava ile veya icra takibine başlama, yahut iflas masasına müdahale ile kesileceği açıklanmıştır. (BK. 133/2) Görülüyor ki kanun koyucu Adli müzaharete nail olma için yapılan başvuruyu zaman aşımını kesen sebep olarak kabul etmemiştir. (2.HD.nin 15/10/1973 gün 5879/5587 ve 4.HD.nin 15/06/1972 gün 3710/5743 sayılı kararları)
Olayda davacı her ne kadar dava dilekçesinde adli müzaharet talebinde bulunmuş ise de, dava adli müzaharet talebinin kabulüne karar verildiği 10/02/1982 tarihinde açılmış sayılır.
O halde davacılar murisin tasarrufunu en geç 18/11/1980 ve 15/08/1980 tarihlerinde öğrenmiş olmalarına göre davada 10/02/1982 tarihinde açılmış sayılacağından Medeni Kanunun 513.maddesinde açıklanan bir yıllık süre dolduktan sonra dava açılmıştır.
Bu durumda davanın zamanaşımı sebebi ile reddi gerekirken kabulü usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oyçokluğuyla karar verildi.24/02/1995
MUHALEFET ŞERHİ
Adli yardım talebi kabul edilen davacı geçici olarak yargılama giderlerinden muaf tutulur. (HUMK. m. 466 - 469)
Adli Yardım, henüz dava açılmadan istenilmiş ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 465.maddesinde gösterilen şartların bulunmaması sebebiyle gerekli araştırmaya başlanmış ise, Hukuk ve Ticaret Mahkemesi Yazı işleri Yönetmeliğinin 19.maddesi gereğince Yazı İşleri Müdürünün, davacıya adli yardımdan istifade etmesi konusunda henüz daha karar verilmediğini ve bu sebeple de dilekçenin harçsız kabul edilemeyeceğini anlatması gerekir. Ancak Davacıyı işleyen zamanaşımı konusunda dikkate sevketmektir.
Her iki davacı dilekçelerinde açıkça adli yardım isteğinde bulunmuşlardır. Dilekçeleri hakim tarafından havale edilmiş herhangi bir harç alınmadan esas defterine gerekli olan kayıt yapılmıştır. Hakim yahut onun denetimi altındaki yazı işleri müdürü, davacılara adli yardım istekleri konusunda karar alınmadığını, bu sebeple de dilekçelerin harçsız kabul edilmeyeceğini bildirmemiştir. Bu açıklama karşısında davanın mahkeme esas defterine kayıt tarihinde açıldığının kabulü zorunludur. (HUMK. m. 178) Davanın açıldığı bu tarihte de zamanaşımı kesilmiştir. (BK. m. 133/1)
Mahkeme yasanın açık hükmüne aykırı olarak adli yardımın şartlarını yargılama sırasında araştırmış ve aradan bir yılı aşkın süre geçtikten sonra 10/02/1982de adli müzaheret kararı vermiştir. Davacıların harç yatırmaya ve diğer yargılama giderlerini de karşılamaya güçlerinin olmadığı bu kararla da sabittir. Mahkemenin kusurlu davranışının sonuçlarını davacılara yükleyip, davanın adli müzaheret kararının verildiği 10/02/1982de açıldığının kabulüne imkan yoktur. Davanın hakiminin havalesi ve esas defterine kayıt tarihi itibariyle zaman aşımına uğramadığı açıktır. İşin esasının incelenmesi gerekir. Açıklanan sebeple de değerli çoğunluğun bozma doğrultusunda oluşan kararlarına iştirak edilmemiştir.
Full & Egal Universal Law Academy