(1062 S. K. m. 1) (1086 S. K. m. 432)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1062 sayılı kanun gereğince Suriye uyruklu kişileri Türkiyedeki taşınmaz mallarına Bakanlar Kurulu kararı ile tasarruflarının kısıtlanması halinde hazine yasal mümessil durumunda olup (Y.2.HD. nin 05/12/1995 tarihli 12562 - 13239 sayılı kararı) davalı sıfat malik olan gerçek kişiye ait olmakla olayda 4353 sayılı kanuna tabii taraf söz konusu değildir.
Temyiz edilen karar temyiz eden tarafa 05.09.1996 günü tebliğ edilmiş ve fakat söz konusu karar yasada öngörülen (HUMK. 432) 15 günlük süre geçtikten sonra 30.09.1996 tarihinde verilen dilekçe ile temyiz edilmiştir.
Kuşkusuz Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 2494 sayılı kanunla değiştirilen 432.maddesine göre, temyiz kanuni süre geçtikten sonra yapılır ise, temyiz isteminin reddine karar verme yetkisi hükmü veren mahkemeye aittir.
Ne var ki Asliye Hukuk Mahkemelerince verilen kararların yasal süre geçtikten sonra temyiz edilmemesi veya temyiz kabiliyetinin bulunmaması halinde dosyanın yerel mahkemece temyiz isteminin reddine karar verilmeden, Yargıtaya gönderilmesi durumunda, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 2494 sayılı kanunla değişik 432/4.maddesine göre, bu konuda bir karar verilmek üzere, dosya mahalline geri çevrilmeden doğrudan doğruya Yargıtayca da temyiz isteminin reddine karar verilebileceği (01.06.1990 günlü ve 1989/3 Esas, 1990/4 Karar sayılı) Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunca karara bağlanmıştır. Bu durumda gösterilen sebeple temyiz isteminin reddi gerekir.
Temyiz dilekçesinin gösterilen sebeple REDDİNE oyçokluğu ile karar verildi.02.12.1996
MUHALEFET ŞERHİ
08.01.1943 tarih 4353 sayılı Kanuna tabii Kamu kuruluşları hakkında Temyiz süresi 30 gündür. (HUMK md. 432) Hükmün temyizen incelenmesi temyizin süresinde olduğu görüşü ile değerli çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy