(2675 S. K. m. 12, 13, 19, 20, 38) (743 S. K. m. 148)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
2675 sayılı Kanunun 20, 13, 19 ve 12.maddeleri uyarınca boşanma ilamı ile düzenlenen ana babası Türk olan çocuğun velayetinin değiştirilmesinde Türk kanunlarının uygulanması gerekir. Aynı kanunun 38/e. maddesi çerçevesinde itiraz edildiğinde, tanıma veya tenfiz kararı verilmez. Öte yandan 21 Şubat 1983 tarihli Resmi Gazetede Yayınlanan 5 Ekim 1961 tarihli Küçüklerin Korunması Konusunda Mahkemelerin Yetkisi Ve Uygulanacak Kanuna Dair Sözleşmenin 1.maddesinde küçüğün mutat meskeninin bulunduğu Devletin mahkemeleri ve idari makamlarının sözleşmesi 3 ve 4.maddeleri ile 5/3.maddesi hükümleri saklı kalmak üzere küçüğün şahsını ve mallarını korumaya yönelik tedbirleri almaya yetkili olduğu belirlenmiştir. 3. maddede Küçüğün vatandaşı olduğu Devletin iç hukukuna göre mevcut olan bir otorite ilişkisinin bütün akit devletlerce tanınacağı hükme bağlanmış olup, 5. maddenin küçüğün eski mutad meskeninin bulunduğu devletin makamları tarafından alınmış bulunan tedbirler, bu makamlara önceden haber verilmeden kaldırılamaz veya yerlerine yenileri konulamaz 3.fıkrasından vatandaşı olduğu Devlet makamlarının koruması altında bulunan küçüğün yer değiştirmesi halinde, bu makamla tarafından kendi iç hukuku uyarınca alınmış bulunan tedbirler yeni mutad meskenin bulunduğu Devlette de Geçerli Kalır hükmü yer almaktadır.
Aynı sözleşmenin 8. maddesi uyarınca alınan acil tedbirleri diğer akit devlet makamları tanımakla yükümlü değildir.
Şu halde adı geçen sözleşme çerçevesinde işlem yapıldığı belli olmadığından, tanıma talebinin reddi sonucu itibariyle doğru olan hükmün onanması gerekli olmuştur.
Temyiz edilen hükmün gösterilen nedenle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna oybirliği ile karar verildi. 28.03.1996 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy