(743 S. K. m. 2, 134)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün temyizen mürafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan bugün temyiz eden F.B. ve vekili avukat G.T. geldiler. Karşı taraf vekili avukat H.E. geldi. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı kocanın açtığı boşanma davasının yapılan yargılaması sırasında davalı boşanmayı kabul ettiğini açıklamış, davaya bakan hakim başkaca bir inceleme yapmadan boşanmaya karar vermiştir.
Davalı, Yargıtay'a gönderdiği dilekçe ile kandırıldığını, bilgisizliğinden, deneyimsizliğinden yararlanıldığını karardan sonra evlilik birliğini 3 yıl süre ile devam ettirdiklerini belirtmiştir.
3444 sayılı yasa ile düzenlenen Medeni Kanun'un 134/3. maddesiyle:
a) Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması.
b) Eşlerin birlikte başvurması veya bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde;
c) Evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olduğu kabul edilir. Yasa evliliğin temelinden sarsılmış sayılmasını (a) ve (b) bentlerinde belirtilen koşulların yanında;
d) Hakimini tarafları bizzat dinlemesi,
e) Beyanlarını serbestçe açıkladıklarını kanaat getirmesi,
f) Boşanmanın mali sonuçlarıyla çocukların durumu konusunda yapılan mali ve sosyal düzenlemeyi kabul edilir bulması veya kendisinin önerdiği koşulların taraflarca kabul edilmiş olmasıyla boşanmaya karar verilebileceğini önörmüştür. Yasanın bu düzenlemesi emredici bir kuraldır. Belirtilen bu kurallara uyulması halinde boşanmanın aynı yasanın 134/1. maddesi çerçevesinde çözümlenmesi gerekir.
Tarafların anlaşmaları sonucu 4.3.1993 tarihli kararla boşanmalarına karar verilmiştir. İlam harcının alınmasını öngören tahsil makbuzu 26.5.1993 tarihlidir. Tahsilat 8.1.1996 tarihinde gerçekleşmiştir. Karar 16.2.1996'da tebliğe verilmiştir. Davalı süresi içinde hükmü temyiz etmiş, temyiz dilekçesinde hakim önündeki kabul beyanının hiçbir irade sonucu olmadığını karardan sonra taraflar evlilik birliğini devam ettirmeyi, kararlaştırmış ve üç yıl süre ile mutlu beraberliği sürdürmüş olduklarını belirtmiştir.
Davacı temyiz dilekçesine verdiği cevapla davalının açıklanan üç yılık birliktelik iddiasını doğrulamıştır.
Davalı belirtilen bu üç yıllık beraberlik döneminde çektirilen fotoğraflarını dilekçesine ekli olarak sunmuştur. Gerçekten tarafların bu fotoğraflarda mutluk görüntüler sergiledikleri el ele, kol kola çekilen fotoğraflarda çocukların büyüyüp geliştikleri görülmektedir.
Belirlenen bu durumda,
1- Tarafların boşanma kararına rağmen evlilik birliğini bozmamış olmaları, üç yıl süre ile boşanmamış gibi birlikteliklerini sürdürmüş olmaları hakim önündeki açıklamalarının serbest ve samimi bir irade ürünü olmadığını göstermektedir.
2- Davacı kocanın üç yıl karı-koca gibi yaşantısını sürdürmesi, eşine evliliğin devam edeceği konusunda güven vermesi ve üç yıl sonra üç yıl önceki mali koşullarla boşanmayı sağlamak üzere, kararı tebliğe çıkarması Medeni Kanun'un 2. maddesiyle öngörülen iyi niyet koşullarıyla da bağdaşmaz.
Bu sebeplerle hukuka aykırı olan hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyize konu hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, duruşma için takdir olunan altı milyon lira vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 28.5.1996 tarihinde, oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:
Medeni Kanun'un 134/3. maddesi, evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin dierinin davasını kabul etmesi halide evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin bizzat tarafları dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygn bulması şarttır. Hakim tarafların ve çocukların menfaatini nazara alarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişikliği yapabilir. bu değişiklik taraflarca da kabulü halinde boşanmaya karar verilir kuralını getirmiştir.
Taraflar 1985 senesinde evlenmemişlerdir. Dava 29.12.1992'de açılmıştır. İlk oturuma kadın ve vekili katılmış, protokol (MK 150. madde) mahkemeye ibraz edilmiş, boşanma ile ferileri hakkındaki beyanları tutanağa geçilmiş ve birlikte imzalanmıştır. Mahkeme bu beyanlara ihbar edip boşanmaya karar vermiştir.
Boşanma kararı davalı vekiline 27.12.1996'da davacıya ise 8.2.1996'da tebliğ edilmiştir. Davalı 5.3.1996 tarihli dilekçesi ile kararı temyiz etmiştir. Eşlerin boşanma kararından sonra bir süre birlikte yaşamış olmaları, boşanma konusunda hakim önündeki iradelerinin samimi olmadığını göstermez.
Temyizin süresi 13.3.1996'da dolmuştur. Bu tarihten sonra 16.5.1996'da temyize verilen dilekçenin ve ekindeki resimlerin dikkate alınmasına da imkan bulunmamaktadır. Karar doğrudur. Açıklanan sebeple de değerli çoğunluğun bozma kararına iştirak edilmemiştir.
Full & Egal Universal Law Academy