(743 S. K. m. 132, 162, 164)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2- Tedbir nafakasına hüküm olunabilmesi için kadının ayrı yaşamakta haklı olduğunun sabit olması gerekir. (MK. m. 161, 162/3) Bu davada davalı olan kocanın Medeni Kanunun 132.maddesine dayanarak 21.6.1993de açtığı dava 23.6.1994de reddedilmiş 12.9.1994de kesinleşmiştir. Kadının o davada tesbit olunan ayrı yaşama hakkının ebediyen devam edeceğini kabul etmek evlilik müessesi ile bağdaşmaz. Davacı aradan geçen uzun zaman içinde hoşgörü gösterdiğini eşinin bu yaklaşmayı kabul etmediğini veya başlı başına ayrı yaşamayı haklı kılan yeni bir olayı ispat etmedikçe boşanma davasından önce meydana gelen olaylar bu davada hükme esas alınamaz. Davacı kadının bu dava tarihinde de ayrı yaşamakta haklılığını ispat edemediği göz önünde tutularak davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: 1- Temyiz edilen kararın 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine
2- Sair temyiz itirazlarının 1.bentte gösterilen sebeple reddi ile hükmün çocuklara verilen nafaka ile ilgili bölümünün ONANMASINA, oyçokluğu ile karar verildi. 12.2.1996
MUHALEFET ŞERHİ
Davalı kocanın Medeni Kanunun 132. maddesine dayalı (terk sebebine dayalı boşanma isteği) boşanma davası davacının ayrı yaşamada haklılığı gerekçe gösterilerek reddedilmiştir. (23.6.1994) Boşanma isteğinin reddi ile o dava ile verilen tedbir nafakaları kesilmiştir. Davacı eş kendi adına ve küçük çocuğuna izafeten ve reşit olan ortak çocuk tedbir ve yardım nafakası isteğinde bulunmuş, mahkeme isteği uygun bularak anne ve küçük çocuk için tedbir, reşit olan ve üniversitede okuyan ortak çocuk için yardım nafakasına hüküm etmiştir.
Davalının temyizi üzerine davacı eşin dava tarihinde ayrı yaşamakta haklılığını kanıtlayamadığından ona yönelik karar bozulmuştur.
Bu dava dolayısıyla dinlenen tanık Ö. Cansever, davalının eşine ve çocuklarına kalmaması için evini ve arabasını danışıklı olarak başkalarına devir ettiğini açıklamıştır. Bu davranış dahi davalının eşine çocuğunu kabul etmeye hazır olmadığını göstermektedir. Diğer yönden hakim, ayrı yaşamakta haklılığın devam edip etmediği konusunda tanıklara soru yöneltmemiştir. Bu eksikliğin giderilmesi mümkündür. Ne var ki boşanma davası ile ortaya konulan deliller ve olgular, davacının ayrı yaşamakta haklılığını kanıtlamaya yeterlidir. Şöyle ki:
1- Kesinleşen ret kararı ile davacının ayrı yaşamakta haklılığı kanıtlanmıştır. Ayrı yaşamakta haklılık kararı Medeni Kanunun 162/1 maddesi anlamında ayrı mesken edinmeyi de kapsar. O halde oluşan durumun aynı yasanın 164. maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
Reddedilen boşanma davasında dinlenen tanıklar davalının, davacıyı ve çocukları evden kovduğunu, dengesiz bir kişiliğinin bulunduğunu evdeki cam eşyaları kırmayı, koltuk, kanepe gibi eşyanın yüzlerini kesmeyi adet haline getirdiğini, evden kovulmalarına rağmen barışmak üzere bayramı da vesile kılarak eve giden davacı ve çocukları kabul etmediğini ifade etmişlerdir.
Davalının yarattığı ve davacıyı ayrı yaşamakta haklı kılan bu ortamın değiştiği veya giderildiği davalı tarafından iddia ve ispat edilmemiştir.
Davacı lehine oluşan karinenin aksi kanıtlanmadıkça ayrı yaşamadaki haklılık devam eder. Davalının da nafaka vermek yükümlülüğü devam eder.
Hüküm doğrudur onanması gerekir. Sayın çoğunluğun görüşlerine bu nedenlerle katılmıyorum.
MUHALEFET ŞERHİ
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere ve delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre hükmün onanması düşüncesindeyim. Bu itibarla sayın çoğunluğun bozma görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy