(1086 S. K. m. 427) (743 S. K. m. 7)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacılar vekili avukat Ahmet A.'nın 07.02.1994 tarihli dava dilekçesi ile müvekkillerinin sahih nesepli çocuklarının bulunmadığını, davalı Abdullah K.'i kendi çocukları gibi nüfusa tescil ettirdiklerini, bu nedenle davalı Abdullah K.'in üzerlerindeki kaydının iptali ile gerçek ana-babası hanesine kaydının yapılmasını talep ettiği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
İncelenen dosyadan Mustafa B. ve Samiye B. üzerine kaydedilen Abdullah K.'in 1964 doğumlu olduğu, annesi Samiye B.'un ise 22.04.1961 tarihinde öldüğü görülmektedir. Bu nedenle Abdullah K.'in Samiye'den olması mümkün olamayacağından bu şekilde düzeltme nüfus kayıtlarında çelişki yaratmaktadır.
Resmi sicil ve senetlerin doğru olmadığı sabit oluncaya kadar münderecatı ile amel olunur (MK m. 7). Nüfus sicilindeki diğer kayıtlarda usulüne uygun açılan dava ile düzeltilmeden ona aykırı bir durum yaratılamaz.
Hakim nüfus kayıtlarında düzeltme yaparken, yapılan düzeltmenin çelişki yaratmamasına dikkat etmelidir. Nüfus kayıtları arasında çelişki yaratılmış olması usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. 10.04.1997 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy