(743 S. K. m. 148, 262, 274, 275)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Velayet hakkı çocuk ve mahucurun ve korunmalarını sağlamak için onların şahısları ve malları üzerinde ana-babanın sahip oldukları görevlerin, hakların ve yetkilerin tümüdür. Çocuk küçük iken, ana ve babanın velayeti altındadır (MK mad. 262). Karı-kocadan birinin vefatı halinde velayet sağ kalana ve boşanma halinde çocukların tevdi olunduğu tarafa ait olur (MK mad. 264). Boşanma ve ayrılık vukuunda hakim hakkı velayetin kullanılmasına v eana-baba ile çocuklar arasındaki şahsi münasebetlere dair gereken tedbirleri alır (MK mad. 148). Öncelikle şu noktaya değinmek gerekir ki, çocuğun tevdi edildiği taraf ile velayet hakkının tanındığı taraf sözleri eşanlamlı olup, velayet ana-babadan birine verilip, çocuğun devamlı velayet verilmeyen tarafa verilebileceği anlamında değildir. Velayet hakkına sahip olmak çocukla velinin aynı çatı altında yaşamasını gerektirir. Zira velayetin kapsamını düzenleyen Medeni Kanun'un 264 ve devamı maddeleri, çocukla velinin bir arada olması ile tatbik yeri bulabilir. Hakim velayet verilmeyen taraf ile çocuğun şahsi ilişkisini düzenlerken, tarafların arzusu ile bağlı da değildir (MK mad. 134/3). Bilindiği gibi velayete ilişkin mahkeme kararları kesin hüküm teşkil etmez, değişen şartlara göre velayet değiştirilebilir (MK mad. 149-275). Hatta nez edilir (MK mad. 274). Velayet tevdi edilmeyen anneye haftanın beş gün, velayet verilen babaya da haftanın son iki gününün çocukla beraber olma biçiminde karar verilmesi velayet hakkını sınırlar. Velayete ilişkin görevlerin yerine getirilmesini engeller niteliktedir. Mahkemece velayetin babada kalması uygun görüldüğüne göre, babanın, çocukla, annenin şahsi ilişkinin yeniden düzenlemesi isteği yerindedir. Babanın velayet hakkını kullanabileceği şekilde şahsi ilişki düzenlemelidir.
Diğer yandan velayet tevdi edilmeyen taraf, velayet tevdi edilenin çocuk için yaptığı giderlere katılır. Velayet verilen tarafın, velayet verilmeyen tarafın çocuk için yaptığı masraflara katılmasını sağlayacak yasa hükmü yoktur. Mahkemenin veli tayin edilen babanın, anne nezdindeki çocuğun giderlerine katılmasına karar verilmesi de doğru değildir.
Sonuç: Açıklanan nedenle davalı ve davacı babanın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden yararına BOZULMASINA, bozmada oybirliği ile, sebebinde oyçokluğu ile, temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine, 11.6.1998 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.
KARŞI OY: Taraflar anlaşalarak boşanmışlar; anlaşma gereğince müşterek çocuğun velayeti babasına verilmesine karşılık, haftanın cumartesi, pazar babası yanında, diğer beş gün anne yanında kalmasına karar verilmiştir. Medeni Kanun'un 148/2. maddesinde valeyet bağlı olmaksızın, "çocuk kendisine tevdi edilmemiş olan taraf, kudretine göre onun infak ve terbiye masraflarına iştirak ile mükelleftir" hükmü yer almaktadır. Aynı kanunun 149. maddesi uyarınca şartlar değişince hakim gerekli tedbirleri re'sen dahi alabilir. Amaç çocuğun en iyi şekilde gelişmesini sağlamaktır. Çocuk haftanın iki günü baba, beş günü anne yanına tevdi edildiğine göre, annenin nafaka isteği, çocuğun taraflar nezdindeki kalma süreleri ve bu sürelerde karşılanması gereken ihtiyaçları ve tarafların mali gücü dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Hakimin bu uygulama sürdükçe geçerli olacak takdirinde bu bakımdan yanılgı yoktur. Ancak velayetin kullanılması babaya bırakılmak suretiyle, asıl sorumlu olarak o kabu edildiğine göre, çocuğun kanuni denetim hakkından yoksun anneye beş gün tevdi, onun eğitimine olumlu etki yapmaz. Bu yönden vaki çoğunluk bozmasına katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy