(743 S. K. m. 466, 502, 507, 513)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün temyizen mürafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan bugün temyiz eden vekili Av. Y. Adar geldi. Karşı taraf tebligata rağmen gelmedi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava ve temyiz konusu 135, 171,179 ve 185 parsel sayılı taşınmazların 1958,1965,1968 yıllarında miras bırakan tarafından davalıya hibe edildiği ve 1973 yılında kadastro tespitlerinin yapıldığı miras bırakanın ise 15/03/1987 tarihinde vefat ettiği belirlenmiştir. Temlik ve tespit tarihinden itibaren 22 yılı aşkın süreler geçtiği gibi mirasçı davacılar ölüm tarihinden itibaren 4 ay içinde veraset ve intikal vergisine esas olmak üzere beyanname vermek zorundadırlar tapu kayıtları ilgililere açıktır. Diğer taraftan mirasçılar terekenin tespitini ve defterinin tutulmasını istem hakkına da sahiptirler. Bu imkan ve yükümlülükler sebebi ile davacı mirasçılar en geç ölüm tarihinden itibaren dört ay içinde terekeyi ve tasarrufu öğrenmiş sayılırlar. Bunun aksi ciddi ve inandırıcı delillerle kanıtlanmadığı gibi dava bir yıllık zaman aşımı süresi geçtikten sonra 14.02.1991 tarihinde açıldığından davanın zaman aşımı def´i nedeniyle reddi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de, davacılar temliklerin saklı pay kurallarını ortadan kaldırmak amacıyla yapıldığını da kanıtlayamamışlardır. Temlikler ölümden önceki bir yıldan daha önce yapıldığından Medeni Yasanın 507/4. maddesi koşullarının oluşmaması nedeniyle de dava dinlenemez.
Sonuç: Temyiz olunan hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine duruşma için takdir olunan yirmi milyon lira vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine oyçokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Medeni Kanunun 513. maddesi gereği belirlenen 1 ve 5 yıllık zaman aşımı süresi saklı paylarının zedelendiğini öğrenmeleri tarihinden bağlayacağını açıklamıştır. O halde bunun dışında hiçbir olay zaman aşımına başlangıç olamaz. Medeni Kanunun diğer yasalara ve özellikle 7338 sayılı veraset intikal vergisi yasasına göre özel yasadır. Özel yasa varken genel yasaya değer verilmez. Kaldı ki 7338 sayılı yasada Medeni Kanunun 513. maddesine aykırı düşecek bir hükümde yoktur. Zira 7338 sayılı yasanın 5. maddesi veraset intikal vergisi mükellefini "veraset intikal vergisi mükellefi veraset yolu ile..."mal iktisap eden kimse olarak kanıtlanmış, 7 madde iktisaptan söz etmiştir. İktisap intikalin varlığını da kapsamaktadır. 9. madde yukarıdaki koşulların oluşması halinde beyanname verme süresini açıklamaktadır.
7338 sayılı yasa ile Medeni Kanunun 513. maddesi arasında birbirini etkileyecek şekilde bağ kurulamaz.
Davacı saklı payına saldırıda bulunulduğunu dava dilekçesiyle iddia ettiğine göre, bu konudaki taraf delillerinin de sorulması veya ortaya konulan açıklığa kavuşturulması gerekir. Bu yön açığa çıkartılıp zaman aşımı isteği açıkça ret edilmeden esasa girilerek hüküm kurulamaz.
2- Kaldı ki davalının zaman aşımı itirazı yoktur. Cevap dilekçesiyle belirttiği 40 yıllık zilyetlik iddiası, zaman aşımı defi olarak değerlendirilmez. Zaman aşımı def"i açık olarak yapılmış dikkate alınır. Yorum yolu ile zaman aşımının varlığına karar verilemez.
Zaman aşımının araştırılmasına ilişkin dairenin ilk bozması bu nedenlerle maddi hataya dayalıdır. Maddi hataya dayalı bozma kararlarına uyulmuş olması taraflar yönünden usulü kazanılmış hak doğurmaz.
3- Bu nedenlerle işin esasının incelenmesi gerekir. Sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy