(743 S. K. m. 129, 130) (1086 S. K. m. 427, 439, 74)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm manevi tazminat ve şahsi münasebet yönlerinden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davadan feragat kesin hükmün sonuçlarını doğurur. Kamu düzeniyle ilgili olduğundan yargılamanın her aşamasında kendiliğinden nazara alınır (HUMK, mad. 95, 439/son).
Davacı vekili 12.2.1998 tarihli oturumda davadan feragat etmiş, davalının feragatı kabul etmediğini belirtmesi üzerine mahkemece yargılamaya devam olunarak boşanmaya karar verilmiştir. Davalı, hükmü manevi tazimnat ve şahsi ilişki yönlerinden temyiz etmiştir. Kişisel ilişki boşanma hükmünün fer'i niteliğinde olup (MK mad. 148), böylece boşanma konusu da temyiz kapsamındadır. Ayrı bir isteğe tabi olmayan konuları bölmek mümkün olmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 439/2. maddesi hükmü gereği Yargıtay iki tarafın iddia ve müdafaaları ile bağlı olmayıp, kanunun açık maddesine aykırı hükmü temyiz eden tarafında açıklamadığı sebeplerle de bozmak zorundadır. Hele bu aykırılık kamu düzenine açık bir aykırılık ise Yargıtay bunu öncelikle dikkate almalıdır.
Feragat halinde mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekir. burada mahkemenin yapacağı iş bu durmu tespit etmekten ibarettir. Feragat beyanının açıklanmasından itibiren "dava" tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkar. Bu yön kamu düzenine ilişkin olduğundan re'sen dikkate alınır. Nitekim Hukuk Genel Kurulu 15.3.1972 tarihli ve 277/176 kararında; hak düşürücü süre geçtikten sonra açılıp mahkemece bu durum dikkate alınmadan esas hakkında karar verilip, Yargıtay'ca başka yönden bozulup, bu bozma kararına uyulması olayında aleyhe bozma yasağının uygulanamayacağına, hak düşürücü sürenin geçmiş bulunması nedeniyle dava hakkının ortadan kalktığına, bu yön kamu düzenine ilişkin olduğundan her zaman re'sen göz önünde tutulacağına karar vermiştir.
Sonuç: Boşanmaya ve fer'ilerine ilişkin hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma kapsamına göre davalının diğer temyiz istemlerinin incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine, 23.9.1998 tarihinde, oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY: Yargıtay tarafların bildirdiği temyiz sebepleri ile bağlı değilse de (HUMK mad. 439/2) tarafların temyiz talebi ile bağlıdır. Kısmi temyiz halinde Yargıtay hükmün temyiz edilmeyen ve bu nedenle kesinleşen bölümü hakkında temyiz incelemesi yapamaz. Hükmün temyiz edilmeyen bölümünü bozamaz. Usulün 439/2. maddesi yalnızca temyiz edilen bölüm hakkında uygulanır. Yargıtay hükmün temyiz edilmeyen bölümünü bozamayacağı gibi mahalli mahkemede hükmün temyiz edilmeyen bölümü hakkında yeri bir karar veremez (B.Kuru 1991 baskı, 4. cilt, s. 3355).
Çoğunluk kararında sözü edilen Hukuk Genel Kurulu'nun 15.3.1972 tarih ve 1972/2-277-176 sayılı kararı, davacıların işin esasına yönelik temyizi üzerine incelenmiştir. İşin tamamı genel kurulun önüne gelmiştir. Yargıtay kendisini temyiz sebepleri ile bağlı saymamış, hak düşürücü sürenin geçmiş bulunması sebebiyle de dava hakkının kalmadığını vurgulamıştır. Sözü edilen kararın emsal olduğu düşüncesi de yerinde değildir.
Hükmün yalnızca manevi tazminat ile kişisel ilişkiye ait bölümü temyiz edilmiştir. kadın aleyhine oluşturulan (boşanma) kısmı taraflarca temyiz sebebi yapılmamıştır. Yalnış da olsa boşanmaya ait karar Yargıtay'ın önüne getirilmediğine göre kesinleşmiştir. Temyiz sebeplerine karşın inceleme yapılmalıdır. Açıklanan sebeple de değerli çoğunluğun bozma kararlarına iştirak edilmemiştir.
Full & Egal Universal Law Academy