(743 S. K. m. 148)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin taktirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalının temyiz itirazları yersizdir.
Medeni Kanunun 148. maddesi uyarınca velayet kendisine tevdi edilmemiş olan ana veya baba, çocuğu infak ve terbiye masraflarına iştirak ile mükelleftir. Bu iştirakın miktarını hakim boşanma kararı oluştururken kendiliğinden takdir eder. Boşanma davası sırasında böyle bir kararın şu veya bu sebepten oluşturulmamış olması, velayet kendisinde bulunan eşin değişen şartlar karşısında iştirak nafakası istemesini engelleyen bir kanun hükmü yoktur.
Her dava açıldığı tarih itibariyle karara bağlanır. Kanunda açıkça belli edilmedikçe hak dava tarihi itibariyle doğar ve hükme bağlanır. Böyle olunca nafakanın dava tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde hükme bağlanması gerekirken (Y2. H.D. nin 08/10/1971 tarihli 5966-5811 sayılı kararı) kararın kesinleşmesinden itibaren geçerli olacağı intiba yaratacak biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Davalının temyizinin reddine, aşağıda yazılı harcın temyiz eden davalıya yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna, 2. bentte açıklanan sebeple davacı yararına BOZULMASINA, temyiz peşin harcın yatıran davacıya geri verilmesine oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy