(7201 S. K. m. 10, 28)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Tebligat, tebliğ yapılacak kişiye bilinen en son adresinde yapılır (Tebligat Yasası Md. 10). Tebliği alacak kişi bu adreste bulunmamışsa tebliğ memuru bulunabileceği yeri araştırır. Bulamazsa durumu, mahalle köy muhtarlıklarına doğruluğunu onaylatmak suretiyle tespit eder. (T.Y. m. 28) Durum, tebliği çıkaran kuruluşa bildirilir. İlgili kuruluş, tebligatı alacak kişi memursa ve esnaf ise adreslerini mensubu oldukları teşkilatlardan, avukatların adresini barodan Adliye Bakanlığı'ndan, askerse askerlik şubesinden Savunma Bakanlığı'ndan sorarak öğrenmeye çalışır (Tebligat tüzüğü Md. 13). Tebligat tüzüğünün 13. maddesine göre yapılan soruşturmaya rağmen ikâmetgahı, oturduğu yer veya işyeri bulunamamış ise o halde kişinin adresinin meçhul olduğu kabul edilerek (Teb. Tüz. M. 46) ilanen teblige karar verilebilir. Ancak belirtilen soruşturma biçimi sınırlayıcı değildir. Nitekim aynı maddenin ikinci fıkrasında bu durum açıklığa kavuşturulmuş, tebligatı çıkaran merciin lüzum görmesi halinde adres soruşturmasını özel kuruluşlardan, dairelerden yapması gereği ilk cümlede vurgulanmıştır. Belirtilen özel ve resmi kuruluşların içinde adres tespitinin yapılabileceği nüfus, tapu idareleri, belediye, sivil savunma gibi kuruluşlarda vardır.
Davada savunma hakkıyla sıkı sıkıya ilişkili olan adres araştırmasının zabıtaya yaptırılan bir inceleme ile sınırlı tutulması savunma hakkının kısıtlanmasına yol açabilecek bir durum yaratabilir.
O halde adres araştırmasının geniş bir çerçeve içinde ele alınması soruşturmanın çok yanlı yapılması gerekir.
İlan kendisine tebligat yapılacak kimsenin öğrenmesini en uygun şekilde ulaşacağı umulan bir gazete ile yapılır. (Teb. Tüz. M. 47/2). Ayrıca varsa tebligi çıkaran merciin bulunduğu yerdeki yerel gazetelerden birine de ilan verilir. Bundan sonra tebliğ edilecek belgeler bir ay süre ile tebliği çıkaran merciin herkesin kolayca görebileceği bir yerinde (mahkeme divanhanesinde) askıya çıkarılır.
Belirtilen inceleme ve soruşturmayı kapsamayan adres araştırılmasıyla yetinilerek adresin meçhul olduğunun kabul edilmesi ve bunun sonucu olarak tebligatın ilanen yapılması savunma hakkını kısıtlayan önemli bir usul hatasıdır.
Davalı yabancı uyrukludur. İddiaya göre Türkye'yi de terk etmiştir. Davalının memleketindeki açık adresi araştırılmamıştır. Yabancı memleketlerde oturanlara ilanen tebligat yapılmamış gerektiren hallerde tebliği çıkaran mercii tebliğ olunacak evrak ile ilan suretlerini yabancı memlekette bulunan kimsenin malum adresine ayrıca iadeli taahhütlü mektupla gönderir ve posta makbuzunu dosyasına koyar. (Teb. Y. Md. 28)
Diğer yönden, tebligatın mahkeme divanhanesinde yasal kurallara uygun olarak askıya çıkarılmamış olması da kanuna aykırıdır (Teb. K. 29).
İlanen tebligat en son başvurulacak bir çaredir. O nedenle adres araştırılmasnın titizlikle ve kararlılıkla yapılması zorunluluğu açıktır.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 73. maddesi uyarınca taraflar usulüne uygun olarak iddia ve savunma için mahkemeye çağırılmadıkça haklarında hüküm kurulamaz. Olayımızda davalının usulüne uygun olarak çağrılmadığı, savunma hakkının kısıtlandığı anlaşıldığından, yokluğunda yapılan tahkikat sonunda oluşturulan hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyizen konu hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oy çokluğuyla karar verildi. 26.11.1999 (Cuma).
KARŞI OY YAZISI
Sayın çoğunluğun belirttiği gibi davalıya ilanen yapılan tebligat usulüne uygun bulunmamaktadır.
Davacı hükmün esasını temyiz egetirmiştir. Davalıya çıkan dava dilekçesinin tebliği de usul hükümlerine aykırıdır.
O halde hükmün belirtilen araştırma sonucu bulunacak sair adreste, Alman tebligat yasalarına uygun olarak tebliğin sağlanması, davalıya temyiz olanağı verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine iade edilmesi gerekir.
Yapılacak usulüne uygun tebligat üzerine, itiraz olması halinde esasın incelenmesi gerekir.
Bu konudaki bozma davacının aleyhinedir. Sayın çoğunluğun bozma gerekçesine bu nedenle katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy