(818 S. K. m. 20, 65, 150) (743 S. K. m. 134, 150)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı, açtığı boşanma davasında, davalının anlaşarak boşanma beyanında bulunması amacıyla davalıya diğer davalı aracılığı ile temlik ettiği taşınmaz payına ilişkin kaydın sicilden iptali ile kendi adına tescilini, olmazsa tazminatın tahsilatını istemektedir.
Davacı, koca, boşanma amacı ile sahibi olduğu Antalya'daki dairesinin yarısını, davalı Avukatına verdiği vekâletnamedeki yetki sonucu vekâleten satış gösterilerek 21.2.1997 tarihinde davalı eşi adına kütüklenmesini sağlamıştır.
Davacı koca açmış olduğu boşanma davasından 26.2.1997 tarihli oturumda feragat etmiş, dava feragat nedeniyle red edilmiştir.
Davalı boşanma davasına verdiği cevabla karşı çıkmış isede, daha sonra 7.2.1997 tarihli imzasını taşıyan ve karşı çıkılmayan yazılı belge ile, sözü edilen dairenin 1/2'sinin kendisine verilmesi koşulu ile boşanmayı kabul edeceğini açıklamıştır.
Boşanma, davacının davadan feragat etmesi sonucu gerçekleşmemiştir. Davalının anlaşmaya rağmen boşanmayı engellediği ve haklarını kötüye kullandığı iddia ve ispat edilememiştir.
Davacı kocanın ceza mahkemesinde sonuçlanan dava ve diğer delillerle boşanma sebebi olarak ortaya konan olaylarda tam kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Tam kusurlu eşin Medeni Kanun'un 134/1. maddesinden yararlanması olası görülmemektedir. Davacı bu durumu bildiğinden dayalı eşine, dairenin 1/2sini vererek boşanmaya rıza götürmesini, bu işi anlaşmalı sağlamayı amaçlamıştır. (Mk. md. 134/3)
Boşanmanın hakimin onaylayacağı bir anlaşma ile sağlanması (MK. md. 134/3 gereği) yasal kurallara ve geleneklere uygundur. Belirtilen yasal koşullar dışında boşanmayı sağlamak üzere hakimin onayı olmadan yapılan sözleşmeler (BK. md.20 - MK. 150/3) yasal kurallara ve geleneklere aykırıdır. Yasal yoldan elde edilme olanağının bulunmadığı durumlarda boşanmayı satın almaya yönelik, anlaşma ve temliklerinde yasaya, ahlâka ve geleneklere aykırı olacağı kuşkusuzdur.
Bu durumda teahhüt edilen şeyin istenmesi mümkün olmamakla beraber, hukuka aykırı olarak verilen ve karşı tarafın (zilyetliğine) mülkiyetine geçen şey Borçlar Kanunu'nun 65. maddesi gereği geri istenemez.
Somut olayın bu çerçevede değerlendirilmesi ve davalı Hülya hakkındaki davanın da reddi gerektiğinin düşünülmemesi sonucu yazılı olduğu gibi hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21.4.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy