(743 S. K. m. 8, 315)
Dava: Davada davacı sıfatı istenen hakka dava tarihinde sahip olana aittir.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahall imahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülp düşünüldü:
Karar: Davacı Melis babası davalıdan Medeni Kanunun 315. maddesi uyarınca yardım nafakası istemiş, dava tarihinden geçerli olmak üzere aylık nafaka hükme başlanmıştır.
Kural olarak evlilik içinde "çocukların münasip vechile iaşesi" kocaya ait görevdir. (MK. md. 152) "Boşanma veya ayrılık vukuunda, hakim ana ve babayı dinledikten sonra hakkı velayetin kullanılmasına ve ana, baba ile çocukları arasındaki şahsi münasebetlere dair iktiza eden tedbirleri itihaz eyler" (MK. 148/1).
"Çocuğun iaşe ve teriyesine muktazi masraflar... ana, babaya tereddüp eder" (MK. md. 261).
"Çocuklar kendisine tevdi edilmemiş olan taraf, kudretine göre onun infak ve terbiye masraflarına iştirak ile mükelleftir" (MK. md. 148/2).
Görüldüğü gibi boşanmış işlerden velayet kendisine verilen eş evvel emirde küçük çocuğun infak ve terbiye masraflarını karşılamak yükümlülüğü altındadır. Velayet kendisine verilmeyen eşin sorumluluğu ise buna iştirakten ibaret olup, borcu kendisine velayet verilen eşe karşıdır. Başka bir ifade ile iştirak nafakasında alacaklı olan velayet verilen eşe karşıdır. Başka bir ifade ile iştirak nafakasında alacaklı olan velayet kendisine bırakılan eş olup, çocuk değildir. Aksi düşünce velayet kendisine verilmeyen ana veya babanın iştirak nafakasını ödememesi halinde, velayet kendisine verilen eşin çocuğun iaşe ve eğitim masraflarını karşılamaktan kurtulması gibi, çocuğun korunması amacı ile bağdaşmayan bir sonuç doğurur. Bu sebeplerle çocuğun reşit olmadığı dönemde, velayet kendisine verilmeyen babanın borcu, velayet kendisine verilen anaya iştirak nafakası ödemek olup reşit olmayan çocuğun Medeni Kanunun 8. maddesi çerçevesinde ne iştirak nafakası ne de yardım nafakası için dava açma ehliyeti bulunmadığı gibi o dönem için velayet kendisine bırakılmayan eşin nafaka borcu çocuğa karşı olmayıp velayet kendisine bırakılan eşe karşıdır. Başka bir ifade ile reşit oluncaya kadar nafaka davasında çocuğun sıfatı yoktur.
Her dava açıldığı andaki hukuki durumuna göre karara bağlanır. Dava tarihi olan 4.11.1998 günü velayeti annesine bırakılan davalının 10.1.1981 doğumlu kız davacı melis henüz reşit değildir. O tarihte davalı babasına karşı dermeyen edebileceği bir hakkı yoktur. Avukatın küçük Melis'e velayeten annesi Duygu'dan aldığı vekaletname ile açtığı bu davaya Melis'in sonradan 25.1.1999 günü verdiği vekaletname ile baştan beri icazet verdiğini ve çocuğun dava tarihinden itibaren nafakaya hak kazandığını kabul etmek, yukarıda ifade edildiği üzere "her dava açıldığı andaki hukuki durum gözetilerek hükme bağlanır" (28.11.1956 tarihli 15/15 sayılı İçtihatları birleştirme kararı YHGK'nin 17.3.1954 tarihli 3/40-49 sayılı, Y.2.H.D.'nin 28.12.1973 tarih, 7918-7543 sayııl kararları) kuralı ile bağdaşmaz. Davada davacı sıfatı kural olarak o hakka dava tarihinde sahip olanlara aittir. (YHGK'nin 17.5.1962 tarihli 628-329 sayılı kararı) dava tarihi itibarıyla davacının sıfat yokluğu nedeni ile davanın reddi gerekirken; dava tarihinden itibaren Medeni Kanunun 315. maddesi uyarınca yardım nafakasına hükmedilmesi doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Hükmün açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine 7.5.1999 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava tarihinde annenin velayeti altında olan tarafların ortak çocukları Melis'e verilmekte olan iştirak nafakasının arttırılması annenin açtığı daa ile istenmiş, yargılama devam ederken Melis reşit olmuş ve vekalet vererek davanın Medeni Kanunun 315. maddesi çerçevesinde yardım nafakası olarak devam ettirilmesi istenmiştir.
Hüküm bu doğrultuda kurulmuştur. İştirak nafakası çocuğun giyimi, gıdası, eğitim ve sağlık giderlerine katkı olarak takdir edilen ortak çocuğa ait aile hukukunda kaynaklanan yükümlülüktür. Ebeveynin yükümlülüğü, eğitim süresince de devam eder. Melis ise düzeyinde eğitimini sürdürmektedir.
Reşit olduğu tarihi takiben velayeten kendi adına açılan davayı yardım nafakası olarak devam ettirilmek üzere vekalet vermiştir.
Davada taraf değişikliğinden söz edilemez. Mahkemenin davayı bu çerçevede değerlendirip hüküm kurmuştur. Hükümde açıklık bulunmamakla beraber nafakanın rüşt tarihine kadar iştirak rüştten sonra yardım nafakası olarak takdir edildiği nlaşılmaktadır. Hükmün bu nedenlerle onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma gerekçelerine katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy