(743 S. K. m. 546, 518) (1086 S. K. m. 11) (2675 S. K. m. 30, 6) (1587 S. K. m. 4)
Davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Kararı
1- Hukuk Usulü Mahkemeleri Kanununun 11. maddesi tereke aleyhine açılacak tüm davaların, ölenin ikametgahı mahkemesinde açılacağına ilişkindir. Bu maddeyi tamamlayıcı nitelikteki Medeni Kanunun 518. maddesinde yetkili mahkeme ölenin son ikametgahı mahkemesi olarak belirtilmiştir. 2675 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Kanununun 30. maddesi gereği, miras davaları ölenin hukukuna tabiidir. Miras bırakan Çankırı nüfusuna kayıtlıdır. İkametgahını naklettiğine ilişkin bir iradesinin varlığı iddia ve ispat edilmemiştir. Nüfus Yasasının 4. maddesi gereği nüfusa kayıtlı bulunan yer yasal ikametgahdır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 11.maddesi, Medeni Kanunun 518. maddesinde belirlenen yetki kesin yetkidir. Mahkeme kesin yetkiyi doğrudan dikkate almak zorundadır. Bu kuralların dikkate alınmaması doğru bulunmamıştır.
2- Kabule göre de;
Davacı Rominaya kendisini mirasçı seçen (mansup) el yazması vasiyetname Almanyada noter aracılığı ile 3.3.1998 tarihinde tebliğ edilmiştir. Tebligat yapıldığı yer hukukuna tabidir (MÖHUK. m. 6). Mirası ret isteği 13.4.1998 tarihinde yapıldığına göre davanın süresinde olduğu Medeni Kanunun 546/ son cümlesi gereği seçilmiş mirasçılar yönünden mirasın ret süresi kendilerine yapılacak resmi tebligatla başlayacağı düşünülmeden davanın süresinde açılmadığından söz edilerek reddi doğru değildir.
Sonuç: Hükmün 1. madde de gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy