(1086 S. K. m. 436)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle taraflar arasındaki boşanma davasının 2.12.1986 tarihli celsede şahit Şaban'ın beyanı nazara alındığında davacının çocuğun doğumuna en geç bu tarihte muttali olmuş olmasına göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine peşin alınan harcın mahsubuna oyçokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Medeni Kanunun 242. maddesi, kocanın doğumu öğrendiği günden başlayarak bir ay içerisinde nesebin reddi davası açabileceğini 246. maddesi de koca iğfal edildiğini ispat etmiş ise bu sürenin iğfal tarihinden başlayacağını hükme bağlamıştır.
Toplanan delillerden tarafların 27.12.1970de evlendikleri 1971den itibaren kocanın eşinden ayrılıp İstanbul'a gittiği, 20.10.1987de boşandıkları, tescilin ise boşanmadan sonra annenin beyanı üzerine 8.9.1988 de tescil edildiği anlaşılmaktadır. Davalı Zekiye çocuğun Cafer'den olduğunu kabul etmiş, Hasan'da bu sözleri benimsemiştir. Davacı iğfal edilmiştir. Dava süresindedir. İşin esasının incelerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. Kaldı ki son Af Yasası ile evlilik dışı ilişkiden doğan çocuğun nesebi ret edilmiş gibi gerçek ana-baba adına tesciline olanak sağlamıştır. (3167 S.Y.md.4)
Bu hususu dikkate almadan yazılı şekilde red kararı verilmesi doğru değildir. Açıklanan sebeple de onama doğrultusunda oluşan kararlarına iştirak edilmemiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy