(743 S. K. m. 8, 27, 439, 457, 519, 522, 523)
Dava: Yukarıda tarihi, numarası, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; Dairenin 07.07.2000 gün ve 7437-9390 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Adı geçen Dairemiz kararının düzeltilmesi istenilmekle, evrak okundu, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 1320 doğumlu (1904) Nazif Türk tabiiyetinde iken 1980 yılında bekar ve çocuksuz olarak ölmüştür. Murisin Yunanistan tabiiyetinde olan ana ve babası ile yine Yunanistan tabiiyetinde olan Büyükanne ve büyük babasının ve Türk tabiiyetinde olan dayısı Şahinin kendisinden önce öldüğü anlaşılmaktadır. Davacı ile diğerleri Şahinin füruları olup Türk Tabiiyetindedirler. Mahkeme zümre başı (parantelbaşı) büyükanne ve büyükbabanın Yunanistan tabiiyetinde bulunmaları ve mirasın açıldığı tarihte Tapu Kanununun 35. maddesinde aranan karşılıklılık oluşmadığından davacı ve kardeşlerinin muris N.in mirasçısı olamayacağını kabul edip veraset belgesi verilmesi yönündeki isteği ret etmiştir.
Medeni Kanunumuzun, mirasçı olmak için aradığı şartlardan biri de mirasa ehil olmaktır (MK m. 519, 522, 523) Kanunun aradığı ehliyetin Medeni Kanunun 8. maddesinde gösterilen hak ehliyeti olduğunda duraksama yoktur. Gerçek kişiler sağ doğmak ve sağ olmak kaydıyla (MK m.27) bu ehliyete sahiptirler. Medeni Kanunun 8. maddesi kanun dairesinde hak ehliyetine imkan vermektedir. Şu halde kanunlarda gösterilen sınırlama dikkate alınmadan mirasçılık ehliyetini belirlemek mümkün değildir. Anayasamızın 13. maddesi de böyle bir sınırlamaya imkan tanımaktadır. Medeni Kanunun 520. maddesinde düzenlenen mirastan mahrumiyet, 457. maddesinde düzenlenen mirastan ıskat gibi sınırlamalar olmak üzere kanunlarımızda mirasçılık ehliyetini sınırlayan hükümler vardır. Bunlardan biriside vatandaş olmayan kişilerin mirasçılığına etkili olan Tapu Kanununun 35. maddesinde yer alan karşılıklılık ilkesidir. Yunanistan da bu ülkenin hukuki rejimi içinde Türk Vatandaşı olan (Rum Soylu Türk Vatandaşları için 31.7.1990 tarihinden sonraki düzenleme hariç) kişiler yönünden taşınmaz mallara serbestçe tasarruf bu meyanda mirasçılığa imkan bırakılmadığı hukuki bir gerçektir. Tabi ki Yunanistan Vatandaşı olan bir kişinin mirasçılığı söz konusu olduğundan Hakim 2675 sayılı Milletler Arası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Kanununun 2 ve 22. maddeleri gereği uygulanacak kuralları kendiliğinden gözetmek zorundadır. Somut olayda ihtilaf, yabancı uyruklu zümre başının Medeni Kanunun 441/2. maddesi uyarınca Türk tabiiyetinde bulunan her tabakada halefiyet yolu ile mirasçı olan füruları tarafından temsil olunması halinde de tüm zümrenin mirasçılık ehliyetinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Medeni Kanunun 439 ve müteakip maddelerinde kanuni mirasçılar zümre esası üzerinden gösterilmiştir. Zümre içinde mirasçı olabilecek kimsenin mirasçıdan önce ölmüş olması halinde her tabakada halefiyet tarikiyle mirasçı olan füruları tarafından temsil olunacağı 439, 440 ve 441. maddelerinde ifade olunmuştur. Bu ifade tarzı öncelikle zümre başının, sonra ard arda gelen fürunun mirasçılığa ehil olup olmadığını araştırmayı gerektirmez. Her şeyden önce Medeni Kanunun 27. maddesi gereği şahsiyet ölüm ile sona erdiğinden mirasın açıldığı anda ölü olan zümre başının ve sonra gelen bazı ara fürunun ne tabiiyetinden, ne ıskat veya mahrumiyetinden söz edilemez. Miras hukukumuzun genel ilkesi zümre başının veya fürunun mirasın açılması anında ölü olması halinde sağ olan fürunun doğrudan doğruya murise mirasçı olmasını gerektirmektedir. Bu yön miras hukuku kitaplarında ittifakla füru, zümre veya kök başı olan usullerinin yerine temsilen değil, kendi miras haklarına binaen mirasçı olurlar cümlesi veya benzer cümlelerle ifade edilmiştir. (Miras Hukuku, Prof. Ali Naim İnan, Prof. Şeref Ertaş, 2000, sf. 42 vd, Miras Hukuku; Prof. Zahit İmre, Prof. Hasan Erman, 1995, sf 15 vd; Miras Hukuku, Prof. M. Kemal Oğuzman, 1990, sf.35; Miras Hukuku, Prof. Necip Kocayusufpaşaoğlu, 1987, sf. 63; Miras Hukuku Dersleri, Prof. Bülent Köprülü, 1985, sf. 30 vd.)
Görüldüğü üzere mirasın açıldığı tarihte ölü olan zümre başı veya ara füru mirasçı olamayacak durumda olsa bile, onun mirasçılık hak ehliyetine sahip olan füru doğrudan mirasçı olur. Murisin, Yunanistan uyruklu olan ana ve babası, büyükanne ve büyükbabaları ile dayısı kendinden önce öldüklerinden, bunların tabiiyetleri, mirasın açıldığı tarihte Türk vatandaşı olan, büyük ana ve büyükbaba fürunun mirasçılığına etkili değildir. Ancak bu yönün dikkate alınmadığı ve hükmün onandığı anlaşılmakla Dairemizin 07.07.2000 tarih ve 7437-9390 sayılı onama kararının kaldırılmasına hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 440 ve davamı maddeleri gereğince davacının. karar düzeltme isteğinin kabulüyle dairemizin 7.7.2000 gün ve 7437-9390 sayılı onama kararının kaldırılmasına ve hükmün yukarıda gösterilen gerekçe ile BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine 30.10.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy